13 Mart 2012 Salı

Twitter ile Sosyal Medya Pazarlama Kampanyası:Ama Nasıl?

Geçtiğimiz yazılarda en dikkat çeken Twitter kampanyalarını incelemiştik. 

Bugüne dek, twitter’ı verimli şekilde kullanan birçok şirket olduğu kadar, yalnızca takipçi sayısını arttırmaya odaklanmış bir o kadar da şirket var. Fakat takipçileri topladıktan sonra ne yapacağına karar verememek hepsinden daha kötü...

Twitter, Facebook’tan sonra pazara girdiği için Türkiye’de hala emekleme evresinde diyebiliriz. En azından sosyal medya pazarlama kampanyalarının başarısı için böyle bir iddiada bulunmak yersiz olmayacaktır.

Twitter her ne kadar facebook ile kıyaslansa da, alanında rakipsiz. Çünkü twitter, facebook’tan farklı bir mantıkla çalışıyor ve mikro-blogging ya da sosyal imleme(social bookmarking) sitesi olarak anılıyor. Dünya’da mikro-blogging’in blogların sonunu getireceğini savunan birçok fütürist var. Dünyanın dijitalleşmesi, zamanın değerli hale gelerek zaman yönetimi kavramının ortaya çıkması ve mobil hayatın uzun soluklu yazılar yazmayı engelleme ihtimali, blog yazarlarını yakın bir gelecekte Twitter gibi mikroblogging sitelerine yönlendirebilir.( Günümüzde bu örnekleri görüyoruz, yazarlar giderek Twitter’a ağırlık veriyorlar). Aslında bu durum yeni bir kavramı ortaya çıkarıyor, mikro-yazarlık…

Twitter’da bulunan birçok kişi ve şirket adeta bir günlük tuttuğunun farkında değil.

Lafı fazla dallandırıp budaklandırmadan Twitter’da sosyal medya kampanyası nasıl hazırlanmalı, nelere dikkat edilmeli ve elimizdeki araçlar neler, göz atalım:
1- Amacınızı belirleyin: Klasik pazarlama faaliyetlerinizde eğer bir pazarlama kampanyası yapacaksanız, her şeyden önce amacınızı belirlemeniz gerekir. Kendinize bu doğrultuda şu soruları sorun: Amacınız;
  • Online itibarınızı pekiştirmek mi?
  • İyi bir gelir elde etmek mi?
  • Yeni bir ürününüzü tanıtmak mı?
  • Yoksa yalnızca müşteriyle iletişim kurum ‘’cool’’ marka olmak mı?

Bunların birden fazlasını hedeflediğinizi duyar gibiyim. O zaman bir sıralama yapmak zorundasınız. Birincil,ikincil ve üçüncül hedeflerinizi belirleyin.
2- Amaca Giden Yol: Twitter Pazarlama Araçları:Twitter bir mikro-blogging sitesi ve paylaşılan bir iletiyi yeniden paylaşmanızı(retweetlemek) teşvik ediyor. Bu durumda retweet edildikçe kampanyaya olan ilgi artacak. O zaman kampanyanın retweet edilmesini sağlayacak yöntemler kullanmanız gerekiyor. Retweet edilmek için müşteriyi ödüllendirmek zorundasınız. O zaman asıl soru: Müşteri nasıl ödüllendirilir? Bunun için iki çözüm var.
  • Bedava ürün sunmak
  • İndirimli ürün sunmak

Kampanyada kullanabileceğiniz araç, Facebook’a göre kısıtlı. Twitter, Facebook gibi flash bir aplikasyona olanak tanımıyor. Dolayısıyla insanları Twitter üzerinde engage olmaları için oyun,bulmaca vb. gibi yardımcı araçlarla eğlendiremiyorsunuz.  Zaten twitter ‘ın iyi yanı, viral pazarlama etkisinin retweet mekanizması sayesinde çok hızlı olması. Kısaca, aplikasyon uygulamasının olmaması sizi caydırmasın.

Aplikasyona izin olmadığı için, kampanya için küçük bir web sitesi hazırlamanız gerekiyor. Turkcell, ‘’daha fazla tweet’’ kampanyasında tam olarak da bunu yapmıştı. Küçük bir site üzerinden insanların aplikasyonda keyifli dakikalar geçirmesini ve mini bir oyun oynamasını sağlamıştı.

Diğer kullanabileceğiniz araç ise hashtagler. Yaptığınız her kampanyanın adını #(hashtag) ile pazarlamayı unutmayın. Çünkü hashtagler insanların belli bir çatı altında toplanması ve etkileşime girmesi için mükemmel bir araç. (Twitter Pazarlamada Yeni Bir Model:#Hashtag gönderisini bilgi edinmek için inceleyebilirsiniz). Aynı şekilde facebook üzerinden gerçekleştirdiğiniz her kampanya için insanları  #kampanyaismi şeklinde twitter’a yönlendirin ve çapraz trafik yaratın.
3- Sosyal ağlardan anlık sonuçları duyurmak: Kampanyada büyük bir ihtimalle kullanıcılar yarışacak ve bir sıralama olacak. Twitter, Facebook ve Google+’a  kullandığınız diğer sosyal ağlardan yarışmanın güncel sıralamasıyla ilgili iletiler girin(günde 2-3 kere). Bu hem yarışmaya ilginin taze kalmasını sağlayacak hem de engagement’ı arttırarak yarışmaya yeni kişilerin girişini kolaylaştıracaktır. 
4- Sonuçları ölçün: Twitter kampanyasında amacımız katılımı arttırmak. Nerede hata yaptığımızı anlamamız için düzenli bir şekilde twitter aktivitelerini ölçmemiz ve incelememiz gerekiyor.Tweetdeck ve Topsy bu amaçla kullanılabilecek iki mükemmel araç.
5- Offline organizasyonla kampanyayı noktalayın: Kampanya bittikten sonra yarışma galiplerini ve kampanyaya katılanlardan seçeceğiniz 50-60 kişilik bir grubu düzenleyeceğiniz kampanya sonrası organizasyona davet edin (Bir parti veya kokteyl olabilir)

Offline organizasyon müşteriyle birebir temas için bulunmaz bir fırsat. Müşteriyle bu kadar sıcak bir diyaloga girmeniz, onları aslında ne kadar önemsediğinizi gösterecektir.

SosyalMedyacci’nin Notu: Yukarıdaki yöntemler rutin twitter pazarlama faaliyetlerinin akışını gösteriyor. Fakat KLM havayolları gibi twitter’ı bir araç olarak kullanıp müşterilerinin özelliklerine uygun hediyeler veren şirketler de var. Aşağıda izleyeceğiniz çalışmada Hollandalı Havayolu şirketi KLM, twitterdaki mentionlardan ve foursquaredeki check-inlerden yolcu bilgilerine ulaşmış, yolcularının profillerini ve geçmiş mentionlarını inceleyerek onların kişilik özelliklerine uygun hediyeler vererek gönülleri fethetmişti.

Birkaç kişiye verilen hediyenin birkaç kişiyi mutlu ettiğini, bu yüzden kampanyanın çok etkili olmadığını düşünebilirsiniz, fakat durum hiç de öyle değil. KLM’in yaptığı müşteri memnuniyetine yönelik bu etkinlik çok iyi şekilde sunuldu. Hazırlanan tanıtım videosu, yüzbinlerce kez izlendi ve müthiş bir viral pazarlama etkisi gösterdi. KLM’in kurumsal itibarına katkıda bulundu ve müşteriyle duygusal bağ kurdu.

11 Mart 2012 Pazar

En Yaratıcı 4 Facebook Kampanyası ve Nedenleri

Facebook kampanyaları, Sosyal Medya Pazarlamanın olmazsa olmazlarından biri. Facebook’un markalar tarafından etkin şekilde kullanıldığında, markanın bilinirliğini arttırmak, kurumsal itibarı pekiştirmek ve ticari kar sağlamak gibi faydalar sağladığını bilmeyeniniz herhalde yoktur. Sıradan facebook kampanyaları hiçbir zaman kullanıcının ilgisini çekmese de, fark yaratanlar her zaman hak ettiği ilgiyi görüyor. Bu gönderide, yarattığı farklarla kendini birkaç adım ileri çıkaran facebook kampanyalarını inceleyelim:
1- Pringles’ Dream Party: Pringles, içinden çıkan cips adediyle, yarattığı kalite algısıyla ve nispeten pahalı fiyatıyla pazarda yer alan diğer cips markalarından farklı bir imaja sahip.
Tabii yuvarlak uzun ambalajını da unutmamak lazım. 1968 yılında ilk cipsini piyasaya süren, Procter&Gamble’ın alt markası Pringles’ın senelik 1 milyar cirosu yeterli gelmemiş olacak ki, Pringles Avustralya başarılı bir Facebook kampanyasına imza atarak, satışları süper biçimde arttırdı. 

Pringles Avustralya, facebook kullanıcılarını hayallerindeki partiyi yaratmaya davet etti. Akıllı şekilde tasarlanmış olan flash aplikasyonu, kullanıcıların hayallerindeki partiyi, mekanı da seçebilecekleri şekilde kurgulamalarına olanak tanıyordu. Sanal partilerini yaratan kullanıcıların parti görüntülerini izleyen diğer kullanıcılar videoya oy veriyor ve yorum yapıyordu. Pringles facebook hesabının iplerini elinde tutanların konuşmalara aktif şekilde dahil olup, engagement’ı arttırması, kampanyanın başarılı olacağına dair ipuçlarını vermeye başlamıştı. Nitekim kampanya fazlasıyla başarılı oldu. 

Sonuçlara göz atalım:
  • Pringles, Avustralya’da en çok like edilen fan sayfası oldu. Avustralya pringles’ın cari olarak 720.341 like’ı var.
  • Pringles, kampanyadan sonraki iki hafta içinde dünyada rekabetin en yüksek olduğu pazarlardan biri olan FMCG’de yer almasına rağmen, perakendecilere olan satışlarını %200 arttırdı.
  • Pringles, 18 milyonun üzerindeki fan sayısıyla dünya’da en çok like edilen FMCG (hızlı tüketilen ürün grubu) markası oldu.
  • Pringles, düzenlediği partilerle de dinamik olmayan, sıkıcı imajını kırdı ve müşterisiyle yakın temasta olan, onlara önem veren ‘’cool’’ marka imajını kazandı.

Kampanyayı Farklı Kılan Dinamikler
  • Müthiş engagement oranı. Diğer kullanıcıların videolara oylama yapmasını sağlayarak etkileşimi ve viral pazarlamayı çıldırtmak
  • Videolarını kurgulayan kullanıcıların yarattıkları sanal partide, arkadaşlarının resimlerinin de yer almasını sağlayarak, kullanıcıyı aplikasyonla özdeşleştirmek ve hayatından parçaların yer almasını sağlamak
  • Oyunu kazananlara verilen hediyenin  bedava mp3 olması, yani oyunun ana teması olan parti,müzik-arkadaşlık üçgeniyle ilişkili olması. Böylelikle Pringles’ın dinamik, eğlenceli imaja kavuşması.

Pringles’ın kampanya için hazırladığı video:

2- Danone Activia: Yoğurdu, suyu ve çocuklara yönelik ürünleriyle tanınan, 1919 yılında Barcelona’da doğan Activia, 2010’un Nisan’ında 20-50 yaş arası bayanların katılımını hedeflediği bir Facebook kampanyası düzenledi ve meyveli yoğurttan çok daha fazlasını yapabileceğini kanıtladı.

Asıl amacı tüketiciyle yakınlaşmak ve Activia içeceğine olan farkındalığı arttırmaktı. Kazanan kişiler bir organizasyonla Endonezya’da bulunan 3726 metre yüksekliğindeki volkanik dağa gidecek ve trekking yapacaktı. Bu doğrultuda beş adımlı bir yarışma düzenlediler. Bu adımlar;
  1. Activia içeceğini tanımlayın
  2. Activia içeceğini çizin
  3. Activia içeceğini pandomim sanatıyla anlatın
  4. Activia içeceğiyle resminizi çekin
  5. Activia kokteyli yapın

Kampanya Sonuçları;
  • 3.749 fan
  • Sayfa görüntüleme sayısında %650 artış
  • 7.109 oy ve böylelikle engagement oranında yükseliş, ağızdan ağıza pazarlamanın ölçülemeyen etkisi.

Kampanyayı Farklı Kılan Dinamikler
  • Pazarlanan ürünle verilen hediye arasındaki mantıksal ilişki. Danone= Sağlık, Trekking=Spor ve Sağlık
  • Kampanya sonundaki ödül olarak sunulan offline aktivite dağ gezisi ile ilgili anıların gezi dönüşünde anlatılması ve engagement
  • İnsanların paylaşmaya teşvik ettikleri resimlerde insanların hayatlarından kesitler sunması, böylelikle marka ile müşteri arasında duygusal bağ kurulması

Son olarak kampanya ile ilgili videoyu inceleyelim;


3- Göğüs Kanseri için Farkındalık Kampanyası: Sosyal Medyanın en masum yanı sosyal sorumluluk amaçlarıyla kullanılması. Daha önceki yazılarımda  sosyal medyanın sosyal sorumluluk için kullanılabileceğine dikkat çekmek için dünyadaki ve Türkiye’deki örneklerini birçok kez  paylaşmıştım.

Tam olarak kaynağı belli olmayan bir viral kampanya, eminim hepimizin hafızalarını tazeleyecektir. Birgün Facebook sayfamı açtığımda profilimde ekli olan neredeyse tüm bayanların enteresan iletiler girdiğine şahit olmuştum.

‘’Ayakkabılığın üstünde, yatağımın kenarında,yastığımın köşesinde’’… Garip gelmişti. Sebebini düşünürken bir yandan da tabiri caizse sazan durumuna düşmek istemiyordum. İşin garibi, bu yazanların ne olduğunu sorduğum çoğu bayan da cevap vermemişti. Neyse ki erkeğin imdadına bir erkek yetişti ve nedenini söyledi: ‘’ Göğüs kanserine karşı farkındalık yaratmak için, çantanızı nereye koyuyorsunuz sorusuna yanıt olarak veriliyor ‘’.  

Dünyada hala çoğu kadın göğüs kanserinin ne kadar ciddi ve yaygın bir kanser türü olduğunun farkında değil, gerçi erkeklerin de karşılaştığı bir durum fakat kadınlar erkeklere göre 100 kat daha fazla riske sahip. Akciğer kanserinden sonra görülme sıklığı en yaygın kanser türü olan göğüs kanserinden en etkin korunma yolu ise erken teşhis. Erken teşhis edildiğinde göğüs kanseri neredeyse tamamen tehdit olmaktan çıkıyor, fakat ne yazık ki düzenli muayene yapan bayan sayısı da bir o kadar az.

İlk başlarda tamam da ne alaka diye düşünebileceğiniz bu ‘’ askının üstünde, bahçemin yanında, masanın altında’’ durumu, kullandığı cinsel çağrışımlı mesajlarla dikkat çekmeyi gerçekten başardı. Yalnızca Türkiye’de değil, tüm dünyadaki facebook kullanıcıları ekim ayı boyunca sıkça bu iletileri yazdı.(Ekim ayı, göğüs kanserine olan farkındalığı arttırma ayı olarak anılıyor)

Kampanyayı Farklı Kılan Dinamikler

Aslında bu kampanyayı farklı kılan şey cinselliğin yalnızca markaların ürünlerini satmaları için bir araç olmadığını gösterdi. Sosyal sorumluluk, toplumsal farkındalık yaratmak için de cinsel çağrışımlar etkili şekilde kullanılabiliyor. Sosyal Medya’nın en büyük aktörü facebook’un böyle anlamlı bir olay için kullanılması kampanyanın değerini arttırıyor.

Sonuç 

Bu kampanya bir markanın fan sayısını arttırmadı ya da bir şirkete gelir yaratmadı. Bu kampanyanın başarılı olup olmadığını şuradan anlayabiliriz. Bu yazıyı okuyanlardan birkaç kişi eğer ekim ayında bu viral yayılırken birilerine niye böyle şeyler yazıyorsunuz diye sorduysa, kampanya amacına ulaşmış ve bazıları için farkındalık yaratmış demektir.
4- The Quest fort he Golden McRib: Mcdstories belası ile cebelleşmek zorunda kalan ve küçük çaplı bir sosyal medya krizi yaşayan McDonalds, son zamanlarda Facebook’taki kampanyaları ile adından sıkça söz ettiriyor…

Fast food diyince çoğu kişinin aklına gelen ilk marka herhalde McDonalds’tır. Sattığı ürünlerin lezzeti kadar sağlığa olan olumsuz etkisi de çok konuşulan McDonalds, her ne kadar eleştirilse de dünyanın en büyük fast food zinciri olmaya devam ediyor.

İktisatçıların dünyasında Big Mac Endeksi ile ayrı bir yeri olan, stratejisini temizlik,hızlı servis ve kaliteli malzeme etrafında şekillendiren McDonalds, ilk defa 1981’de piyasaya sürmüş olduğu fakat gerekli ilgiyi görememesinden ötürü piyasadan birkaç sene sonra çektiği ürünü McRib’i yeniden müşterilerin beğenisine sunmaya karar verdi. Ürünü hatırlatmak ve tanıtmak için ise pazarlama kanalı olarak Facebook’u seçti.

‘’The Quest fort he Golden McRib’’ isimli Facebook aplikasyonunu çalıştırmak için McDonalds’ı like eden kullanıcılar, çeşitli oyun ve sorulardan oluşan bir uygulamayı deneyimliyor. Oyundaki amaç dünyadaki herhangi bir McDonalds’da saklı olan altın Mcrib’i (Golden Mcrib) açığa çıkarmak. Bu McDonalds’ı bulmak için birçok soruya cevap vermeniz ve çeşitli oyunları başarıyla bitirmeniz gerekiyor. Kullanıcılar oyundaki başarılarını facebook ve twitter hesaplarında paylaşıyorlar.

Kampanyayı Farklı Kılan Dinamikler
  • Aplikasyonun başarılı bir flash altyapısıyla hazırlanması
  • Oyunda ilerleyemeseniz dahi önünüze çıkan yazı da ürünün özelliklerini ve reklamını yapmayı ihmal etmiyorlar. Aşağıdaki resmin üzerine tıklayarak  inceleyebilirsiniz:


Uygulamanın facebook sayfasına girdiğinizde göreceğiniz gibi, kullanıcılara #McRibhashtagini Twitter’da kullanarak oyundaki başarılarını anlatmaları öneriliyor. McDonalds burada bir taşta iki kuş vurmayı hedeflemiş olacak ki, Facebook’tan Twitter’a atıf yaparak, iki sosyal ağdaki engagementı da harekete geçirmek istiyor.

Aşağıdaki videoda McDonalds ekibi kısa bir sunum hazırlamış, göz atalım:


SosyalMedyacci’nin Notu: Engagement oranını iyi şekilde arttıran her facebook kampanyasını başarılı olarak sayabiliriz. Kampanyanın sonunda tanıtılan ürüne yönelik olarak parti gibi offline organizasyonların yapılması, markanın offline engagementını arttırıyor. Size önerim, McDonalds’ın yaptığı gibi hashtag kullanılmasını sağlayarak Twitter gibi diğer sosyal ağlarda da kampanyanın konuşulmasını sağlamanız. 1 milyar kullanıcıya gün sayan Facebook, sosyal medya pazarlama için hala en verimli alan olarak dikkat çekiyor.

Not: Bu konuyla ilgili olarak en iyi 5 twitter kampanyası ve çıkarılacak dersler isimli yazıyı da okuyabilirsiniz.


9 Mart 2012 Cuma

SEO için 18 Eşsiz Öneri


Sosyal Medya ile ilgilenenlerin çoğunun bir seo geçmişi olduğunu siz de gözlemliyorsunuzdur. Bu durum, piyasa için büyük tehlike oluşturuyor, çünkü seo sosyal medyanın yalnızca bir tarafı. 

Sosyal Medya’nın değiştirdiği en önemli şey aslında online itibar, geleneksel medya anlayışı, kriz yönetimi gibi olgular. Dolayısıyla yalnızca seodan beslenen bir kişinin sosyal medyayı doğru bir şekilde analiz etmesi oldukça güç.

Bu yazımda bir değişiklik yapıp seo ile ilgili tecrübelerimle sizi bilgilendirmek istiyorum. Bugüne kadar sizinle olan ilişkimde yapaylığa yer vermedim. 

Sosyalmedyacci’da okuduklarınızdan öğrenebilecekleriniz benim için en büyük motivasyon kaynağı oldu, bu yüzden planın biraz dışına çıkıp seo hakkında da sizi farklı noktalara getirebileceğine inandığım yöntemleri paylaşmak istiyorum.

Bahsedilen yöntemlerden bazıları büyük bir ihtimalle daha önce hiç duymadığınız fakat doğal yolla sizi yukarılara çıkaracak metodlar. Tabii biraz emek gerekiyor. SEO uzmanlarının birçoğu bazı sırlarını paylaşmak istemezler ve çoğu kişi seo ile ilgili yalnızca buzdağının görünen kısmını okuyucularına aktarır. Tavsiyeler verilir, uygulanır ve sonuç çoğu zaman alınmaz. Hele bugünlerde klasik tavsiyelerden yola çıkarak uygulanan seo çalışmalarında sonuç almak iyice imkansızlaştı, çünkü google artık insane zekasına giderek yaklaşan algoritmalar geliştiriyor. Eski yaptığı acemilikleri yapmıyor ve kullanıcılarına en verimli arama sonuçlarını göstermek için algoritmasında değişikliğe gidiyor. Link değişimleri, toplistler, aynı ip üzerinden alınan çok fazla backlink artık google’a spam kokuları aldırıyor.

Google hiçbir zaman algoritma gerçeklerini alenen açıklamasa da, çalışanları verdikleri konferanslarda google algoritması hakkında başlıca detayları veriyorlar. Ya da webmasterların kendi siteleri üzerinde uygulayıp tecrübeyle, yanlış yapa yapa öğrendikleri yöntemler de var ve bunlar kulaktan kulağa ya da bloglar yoluyla yayılıyor. 

SEO Çalışması için Yapmamanız Gerekenler

Google aşırı olan hiçbir seo çalışmasını desteklemez, doğal olan seo her zaman en verimli sonucu verir. Kısa vadede geçici başarılar yerine, uzun vadede kalıcı başarı temel amaç olmalıdır.

1- Site hızını yavaşlatacak eylemlerden vazgeçin: Google Analytics yoluyla sayfalarınızın yüklenme hızını haftalık periyotlarda, ya da ekstra kurulumlar( widget,plug-in )ekledikten sonra değiştirin. Anasayfa açılış hızını 5 sayfayı geçmeyecek şekilde ayarlayın. 4 ideal olabilir. Site hızı seo için en önemli 5 kriterden biridir.

2- Kısa sürede çok fazla backlink alımı yapmayın: Özellikle yeni bir site iseniz google ilk önce sitenizin ne yaptığına kafa yorar ve henüz güvenilirlik sağlamadığınız için kısa sürede çok fazla backlink almanız google’ı şüpheye düşürür .Google böyle bir durumda sitenize tedbirli yaklaşacağı için sitenizi sıralamalarda  arka plana atabilir.

3- Toplistlere kaydolup zamanınızı harcamayın: Bu yöntemler artık geride kaldı, aklınızdan geçirmeyin, işe yaramıyor.

4- Okuyucuyu yormayın: Site tasarımınız ne kadar sade ise sitenizde geçirilecek süre o kadar uzun olur.

5- Sitenize çok fazla reklam koymayın: Reklamlar, sayfanızda geçirilen süreyi kısaltır ki bu alexa ve google için sitenizi geriye götürecek bir sebeptir.

6- Alexa’ya fazla takılmayın: Alexa yalnızca bilgisayarında alexa toolbar yüklü kişilerden ziyaret verisi alıyor ve bu trustrank gibi asıl aktörleri etkilemiyor.  Yalnızca Alexa odaklı, Alexa’yı düşünerek içerik hazırlamanız sitenizin kalitesini düşüreceğinden  ve google artık kaliteli siteleri üst sıralarda çıkarmayı hedeflediğinden negatif puan hanenize yazılır.

7- Anahtar kelime sayınızı abartmayın: Maksimum 10 adet anahtar kelimeyi öneriyorum. Ayrıca anahtar kelimeyi kodlarınız arasına eklerken kelime tekrarından kaçının. Örneğin haber sitesi için; haber,haberler,haber canlı yayın….. yanlış seçim olacaktır. Anahtar kelimelerin arasına başka hedef kelimeleri serpiştirmelisiniz. Örneğin; haber,canlı yayın,güncel haberler,son dakika haberleri vb…

8- Kopya içerik yayınlamayın: Google’ın son algoritmaları kopya içerikleri görmezden geliyor. Eğer illa ki yayınlayacaksanız backlink vererek içeriği aldığınız siteyi ödüllendirin ve referans gösterin.

9- Flash içeriği barındırmayın: Yıllardır bilinen şey Google’ın flashları okumadaki isteksizliği. Flash içerikler arama motorları için tam bir kabus. Flash içerikle hazırladığınız web sitenize alternatif olarak HTML tabanlı bir site hazırlamalısınız.

10- Yanlış anahtar kelimeler seçmeyin: Google’ın anahtar kelime aracının hala ciddi bir alternatifi yok. Yeni bir siteniz varsa rekabeti yüksek olan kelimeleri keywordleriniz içerisine koymanız, fazla birşey ifade etmez. Hakkında yazdığınız içeriklerle ilgili anahtar kelimeler belirleyin.

11- Pagerank’e takılıp kalmayın: Google’ın açıklamaları Pagerank’in arama motorunda ön sıralarda çıkabilmek için gerekli olan 200 değişkenden yalnızca biri olduğunu gösteriyor. Yani, pagerank’I yükseltmek yerine içeriğe odaklanırsanız, pagerank kendiliğinden yükseltecektir.

SEO Çalışması İçin Yapmanız Gerekenler

Google optimizasyonu için en önemli kriterin ne olduğunu soruyorsanız bir saniye düşünmeden güncel, kaliteli ve kopya olmayan içerik derim.

Yukarıda yapmamanız gerekenlerin tersini düşünerek neler yapmanız gerektiği sonucuna varabilirsiniz. 

Ancak google’ın değişen yüzüne yönelik öne çıkan yöntemleri incelersek;

1- Sosyal Medyada görünün: Sosyal Medya Google’ın yüzünü çok değiştirdi, zaten google bu yöndeki hevesini google plus ile gösterdi. Kısaca google sosyal medyaya önem veriyor, site adınız veya linkiniz sosyal ağlarda ne kadar dolaşıyorsa o kadar ön plandasınız. 

2-  Infograph yaratın: Sosyal medya, infographiclerin kaderini şüphesiz değiştirdi. Artık infographler çok daha kolay yayılabiliyor. O zaman bu alandan faydalanmak lazım. Uzman olduğunuz konu hakkında istatistiksel bilgiler araştırıp infographic şeklinde sunmak sitenize hesap edemeyeceğiniz biçimde backlink getirecektir.  http://visual.ly/ gibi sitelerde photoshop yardımıyla hazırladığınız infographicleri paylaşın. Sizinle içeriği parallel olan siteler bu infograpleri ‘’embed code’’ yardımıyla yayınlayacaklardır. Bu şekilde 100lerce backlink alabilirsiniz.

3- Kısa e-booklar oluşturun: Uzman olduğunuz konularla ilgili 2-3 makale uzunluğunda bilgilendirici e-booklar oluşturun ve bu e-bookları ‘’embed code’’ ile web sitelerinin paylaşmasına olanak tanıyın. Bu çalışma da doğal backlink demek.

4- Kaliteli ve eşsiz içerik üretin: Google , uzun ve daha önce hiçbir yerde karşılaşmadığı içeriği seviyor. Nitekim okuyucular da daha önce başka yerlerde rastlamadıkları içerikleri paylaşmayı, yayınlamayı ve okumayı severler. İçeriğinizin paylaşılması doğal backlink getirir.( url adresiniz referans olarak belirtildiği takdirde)

5- Domaininizi (Alan adı) uzun süreli kayıt ettirin: Trustrank algoritmasını duymuşsunuzdur. Google böyle bir algoritmayı resmi olarak açıklamasa da gerçekliği hakkında şüphe yok. Google, kullanıcılarını spam içeriği boğmamak için sitelere bir güven indeksi veriyor olsa gerek. Spam sitelerin neredeyse tamamı domainlerini alabilecekleri en kısa süre olan 1 seneliğine alırlar. Eğer spam içeriğiniz yoksa google böceklerine bunu kanıtlamalı ve onlara ne kadar da ciddi olduğunuzu göstermelisiniz. En az 4-5 senelik alan adı kaydı yaptırın. Sanırım kimse spam sitesi için 5 senelik ücret ödemez. En azından Google böyle düşünmeli.

6- Fazla backlink değil, kaliteli backlink: Ne kadar fazla backlink olursa o kadar yüksek pagerank olur mantığı yanlış. Sitenizin sahip olduğu backlinklerin kalitesi ve backlinkin geldiği sitenin içeriğiniz ve anahtar kelimelerinizle uyumu hayati olan nokta. 

7- Site içi optimizasyon: Google robotları sitenizi ziyaret ettiklerinde büyük bir ihtimalle ilk önce içeriğinize saygı duyuyor ve site içi link akışınıza bakıyor. Bundan ötürü yeni yazdığınız yazıların içinde, önceden yazmış olduğunuz yazılarınıza link verin. Fakat bu linkler önceden yazmış olduğunuz yazınızın içeriğiyle uyumlu olsun. Mesela; Son olarak yazdığınız makale: ‘’Veri Analizi Araçları’’ ve daha önce de veri analizi kelimesinin geçtiği bir yazı yazdınız. Bu durumda ‘’ veri analizi araçları’’ makalenizin içinde veri analizi yazdığınızda ilk yazdığınız makaleye link verin, yani ‘’ veri analizi’’ sözcük öbeği üzerinden link verin. Bu durumda Google şöyle düşünecektir; Bu sitedeki yazılar birbirine geçiş yapıp, birbirini referans gösterebiliyor. O zaman site içeriği kaliteli.

SosyalMedyacci’nin Notu: Yukarıdaki tüm maddelerden çıkaracağımız sonuç şüphesiz kalitenin her zaman kazanacağı. Google son zamanlarda yaptığı açıklamalarda daha iyi sonuçlar gösterebilmek için derin analizlerin yapıldığı içerikleri ödüllendirmeye çalıştığını belirtmişti. 

SEO uzmanlarının ünlü deyişi ‘’content is the king’’ artık değişmek zorunda.

‘’İçerik kraldır, eğer güncel,kaliteli ve eşsiz ise’’.


8 Mart 2012 Perşembe

Sosyal Medya Analitiği Vs. Web Analitiği: Gelecek Hangisinde?


2006’nın Ağustos ayından beri tüm kullanıcılarına ücretsiz analitik servis sağlamaya başlayan Google’ın Analytics servisi, günümüze kadar özelliklerini sürekli geliştirdi ve kullanıcılarına ziyaretçi profilleri ve web sitelerini değerlendirmeleri adına sınırsız fırsatlar sundu. En son 2011 yılında yaptığı revizyonla Analytics, kullanıcı arayüzünü bir adım ileri taşıdı.

Web analitiğinin büyük bir bölümünü oluşturan Google Analytics, verimli ellerde kullanıldığında birçok şirketin kurumsal yüzünün aynası olan web sitesinin ve blog sahiplerinin kaderini değiştirebilir. Fakat Analytics’in ulaştırdığı verilerin doğru okunmadığı takdirde bir anlam ifade etmediğini de paylaşmak lazım. 

Analytics serüveniniz ;

Verileri okuma-Analiz Etme-Yorumlama-Geliştirme-Raporlama şeklinde başlayıp devam etmeli. Analytics dışında da birçok web analitiği hizmeti sağlayıcısı var. 

Bunların başında alexa geliyor, fakat alexa’nın değerlendirebileceği kapasite çok daha düşük, çünkü yalnızca bilgisayarında alexa toolbar yüklü olan ziyaretçileri hesaba katıyor. Urchin, webtrends ve coremetrics web analitiğine ilişkin diğer önemli araçlar.

Son günlerde yavaş yavaş adını duymaya başladığımız başka bir kavram da Sosyal Medya Analitiği. Sosyal Medya Analitiği bu işi yalayıp yutmuş kişiler tarafından dile getirilse de bu işin içindeki kişiler tarafından daha yaygın olarak ‘’sentiment analizi’’ şeklinde anılıyor. Klout, Trackur, Radian6 gibi analizi iyi yapan araçlar olsa da müşteri analitiği, iş zekası ve geleceği öngörme yetenekleriyle yıllardır kendini kabul ettirmiş SAS’ın tanıttığı sosyal medya analitik servisi, alanında fazlasıyla iddialı ve güvenilir. Aşağıda bu servisin neler yapabildiğine dair bir video bulunmakta, inceleyelim;


 Sosyal Medya Analitiği ve Web Analitiği arasındaki başlıca farklar neler?

Web Analitiği ziyaret sayısı, farklı sayfa görüntüleme sayısı, sitede geçirilen süre, site hızı gibi çıktılarla web sitesinin verimliliğine odaklanırken, sosyal medya analitiği insanların ya da kurumların hakkınızda söyledikleri olumlu-olumsuz sözcüklere odaklanıyor. Yani , web analitiği size ‘’ sitenizde geçirilen ortalama süre 10 saniye ‘’ derken, sosyal medya analitiği ‘’ web site tasarımınızı rezalet buluyorum, hiçbir aradığımı bulamıyorum, sürekli hata veriyor, karışık’’ diyor. Sosyal Medya Analitiği daha samimi ve açık sözlü. Dijital Pazarlama uzmanları web analitiğiyle kendini ifade ederken, sosyal medya uzmanları kendini sosyal medya analitiğiyle ifade ediyor.

Web analitiğinin trend analizine olanak tanıması gibi (örneğin; ocak-mart arasındaki ziyaretçilerin %60’ı 10 saniye içinde siteyi terk etti, nisan-haziran arasındaki ziyaretçilerin ise yüzde %30’u 10 saniye içinde terk etti), sosyal medya analitiği de trend analizine olanak tanıyor ve iyi okunduğu takdirde ciddi bilgiler veriyor (örneğin ocak-mart döneminde hakkımızda yapılan mentionların %50’si pozitif iken, nisan-haziran döneminde bu oran %20’ye düştü ). Bu noktada sosyal medya analitiğinin web analitiğine göre çok daha ‘’customer focused’’ (müşteri odaklı) olduğunu söyleyebiliriz. Neden mi?

Web analitiğinde edindiğiniz verileri yorumlamaya başlıyorsunuz; Neden ziyaretçim azalıyor, neden sitede geçirilen süre artıyor, neden site hızım düşüyor ?

Sosyal Medya analitiğinde de trendleri incelerken yorumlamaya başlıyorsunuz, fakat fark nedenlerini gerçekten görebilmeniz. Sosyal Medya takibi size bu imkanı veriyor, hakkınızdaki mentionlar daha fazla negatife dönüyorsa, kök sebep analizine girebiliyorsunuz. Çünkü mentionları görebiliyorsunuz. İnsanların hakkınızda ne düşündüğünü, neden öyle düşündüklerini, rakiplerinizle sizi kıyaslarlarken rakiplerinizin hangi alanlarda daha ileride olduğunu müşteri gözünden duyabiliyorsunuz.

Sosyal Medya Analitiği ve Web analitiği arasındaki bir diğer önemli fark yatırımın geri dönüşü (ROI) ile ilgili. 

Web analitiğinde ROI için formül ; (Gelir – Maliyet / Maliyet)x100 idi. Mesela; yaptığınız 1000 TL’lik pazarlama çalışması ya da reklam çalışması, 4000 TL’lik satış yarattıysa ROI; (4000-1000/1000)x100 =%300 olur. Bu, her bir birimlik yatırımın 3 birimlik gelir yarattığı anlamına geliyor.

Sosyal Medya’da ROI’nin ise tam olarak hesaplanması mümkün ve mantıklı değil.Çünkü hakkınızda söylenenlerin ya da kurumsal itibarınızın yüzde ile ifade edilmesi oldukça güç, aynı zamanda yersiz.

Web analitiği devrinde pazarlama revaçtayken, artık müşteriyle iletişim revaçta. Dolayısıyla tüm ölçüm metotları revize edilmek zorunda.

SosyalMedyacci’nin Notu: Web analitiğinden sosyal medya analitiğine seyahat birşeyi ortaya koyuyor. Sayılar anlamını daha fazla yitiriyor, iletişim giderek öne çıkıyor. Müşterinin istediği anda iletişim kurabildiği şirketler ön plana çıkıyor. Sizce gelecek ne getirecek?

6 Mart 2012 Salı

Twitter Takipçi Sayısını Arttırmak İçin 10 Stratejik Yöntem

Doğruyu söylemek gerekirse Twitter’da takipçi sayısını arttırmak çoğu zaman işe yarar. Fakat Twitter hesabınızı sizi ilk fırsatta terk edecek takipçilerle doldurmanın da bir alemi yok. Bu yüzden hedef hiçbir zaman yalnızca takipçi sayısını arttırmak olmamalı, sizi takip edecek kişiler twitlerinizi retwitletmeye elverişli veya twitlerinize karşı etkileşime geçecek, engagement’ı yüksek kişilerden oluşursa @kullanıcıadı ancak o zaman başarıya ulaşır. 


Dolayısıyla hedefiniz sadece takipçi sayınızı arttırmaksa bu yazıyı okumanıza gerek yok, twitter takipçi sayısını otomatik olarak arttıran birçok program mevcut, çoğu da işe yarıyor,onları kullanabilirsiniz. Yok eğer markanıza ilgi duyacak kaliteli takipçi sayısında bir artış istiyorsanız, aşağıdaki yöntemler fazlasıyla işinizi görecektir. Ben kaliteli twitter takipçisini sitenize google’dan gelen organik trafiğe benzetiyorum.Yani, anahtar kelimelerinize ilgi duyan, yaptığınız işe karşı hevesli olan, vermiş olduğunuz hizmetinizdeki gelişmeleri heyecanla izleyen organik takipçiler. İlk fırsatta sizi takip etmeyi bırakmayacak, parayla satın alınan takipçiye göre çok daha fazla sadakatli ve muhtemelen başka tüketicilere hakkınızda olumlu mesajlar veren viral elçiler… 

Lafı fazla uzatmadan kaliteli ve iyi takipçi sayısına ulaşmak için uygulamanız gereken 10 yönteme göz atalım:

1- Arka planı özelleştirin: Kurumsal kimliğinizi yansıtmayan bir twitter profiliyle fazla ilerleyemezsiniz. Sizi siz yapan, rakiplerinizle aranızdaki farkı oluşturan ögelerin başında ne gelir? Logonuz ve sattığınız ürünler… O zaman fazla zaman geçirmeden, kurumsal kimliğinizi yansıtacak bir arka plan çalışmasına başlayın. Bu arka plan logonuzu ayrıca en ünlü birkaç ürününüzü içerecek bir görsel olabilir. Profesyonel tasarımcıların işin içine el atması fena olmaz. İlk izlenim çok önemlidir, 7 saniye kuralını unutmayın. İlk izlenim için yalnızca 7 saniyeniz var.

2- Twit zamanlamasını doğru yapın: Her sosyal mecra kullanıcısının kendine özgü ziyaret alışkanlıkları var. Twitter için de bu durum geçerli. Çok fazla retwit edileceğini düşündüğünüz iletileriniz kimi zaman hiç değer görmeyebilir. Böyle bir durumda yanlış zamanlamadan şüphelenmelisiniz. Verimsiz bir zamanda attığınız twit, takipçilerinizin o saatlerde twitter’da olmamasından dolayı görünmeyebilir, ya da takipçiniz kendi hesabına girinceye kadar sizin attığınız twit, başkalarının twitleri arasında kaynayabilir. Twitter’da engagement ve twit için en uygun zamanı inceleyen birçok araştırma olsa da siz siz olun bunları kulak ardı edin, çünkü her markanın takipçisi farklı profile sahiptir. Bundan ötürü geçmiş twitlerinizin etkileşim ve retwit miktarına bakarak size en uygun twit zamanını verecek bir araca ihtiyacınız var. Bunun için hootsuite ücretli Timely de ücretsiz çözümünüz olabilir. Timely doğru zamanlama için biçilmiş kaftan. Geçmiş twitlerinize bakarak twit için en doğru olan zamanda sizin adınıza twit atıyor.

3- Takipçilerinizle Etkileşimi Sağlayın: Takipçilerinizin sorduğu her soruyu cevaplamaya çalışın. Sizi mention ettikleri bir konuda onları hatırladığınızı gösterin. Gerekirse siz de onları mention edin, hatta sıkı takipçilerinize özelden mesaj atıp onure edebilirsiniz. Her saniye twitterda olmanız mümlün olmadığı için Tweetbeep gibi bir araç kullanın.Tweetbeep’in özelliği, hesap oluşturduğunuz takdirde twitter’da hakkınızda söyelenen herşeyi e-mail yoluyla size iletmek.

4- Rehber olun:  Neden takip edilirsiniz?

a) Bir konuda uzmansınızdır  ve bildiklerinizi paylaşırsınız, konunuza ilgi duyanlar ve ne kadar çok şey bildiğinizi görenler, bilgilerinizden faydalanmak, yeni birşey öğrenmek isterler, bu yüzden sizi takip ederler.

b) Sektöründe iddialı bir markasınızdır ve rekabet avantajınız vardır. İnsanlar markanız hakkındaki yeniliklere şahit olmak ya da başkalarına ne kadar ‘’cool’’ bir markayı takip ettiklerini göstermek için sizi takip ederler.


c) Tarkan, Cem Yılmaz veya Mehmet Öz gibi popüleritesi yüksek, herkesin tanıdığı kişisel bir markasınızdır ve insanlar sizi desteklediklerini  size, hem de  kendi ağında bulunan kişilere göstermek için sizi takip ederler.

d) Nedensiz yere, takip dilmek için takip edilirsiniz ki bu bir anlam ifade etmez.

e) Farklısınızdır. Bir sektörde veya bir işte farklı olmak için iki şey gerekir. Birincisi bir şeyi ilk defa yapmak, diğeri ise yapılan bir işi en iyi şekilde yapmaktır.

Yukarıdaki maddelerden ilk ikisi kontrol edebildiğiniz değişkenler. Herkesin uzman olduğu bir konu vardır, o zaman harekete geçin ve uzman olduğunuz konu hakkında bir blog yazmaya başlayın, eğer blog yazmak sizi çok yoruyorsa uzmanlık alanınızla ilgili bilgilendirici twitler atın. Kendinizi anlatan bir web sitesi oluşturmaktan çekinmeyin, kim olduğunuzu, neler yaptığınızı, neler düşündüğünüzü web siteniz üzerinden herkesle paylaşın. Bunun için programcı olmanıza gerek yok, birçok şablon site makul ücret ödemeniz durumunda, flash tabanlı dikkat çekici tasarımlar yapmanıza olanak tanıyor.

İkinci seçenek olan ‘’cool’’ bir marka olmak da sizin elinizde.  Lufthansa, P&G, Mashable, Audi gibi şirketler çoğu insanların kafasında mükemmel izlenimler bırakmış, bunun sebebi açık: İyi bir kurumsal kimlik çalışması, müşteriyle yakın temas (müşteriye ulaşabilecek ve müşterinin ulaşabileceği her kanalı kullanmak), kusursuza yakın ürün. Eğer küçük bir markaysanız ve bunlar için yeterli sermayem yok diyorsanız, sosyal medya ve dijital pazarlama araçlarını kullanarak az maliyetle büyük işler başarabilirsiniz.

Uzun lafın kısası insanlara takip edilmek için nedenler vermelisiniz.Ürününüz, bilginiz ya da farkınızla kendinizi belli etmeli, rehber olmalısınız. Eğer yukarıda bahsedilen nedenlerden birine veya birkaçına sahip değilseniz ya da en azından bu yönde ilerlemek istemiyorsanız bu yazıyı okumayı hala bırakabilirsiniz.

5- Dikkat çekici/Bilgilendirici twitler atmak: Dönüp en çok retweet ettiğiniz iletilere bakın. Retwitlenen twitlerin en büyük sebebi muhtemelen aşağıdaki iki seçenekten biridir;

a) Farklı bir bilgi

b) Bilindik sıradan birşey, fakat uslup ve yaklaşım farklı

Özellikle istatistiki veriler içeren bilgilendirici twitler fazlasıyla twitlenir. 

İnsanlar basit yüzdelik dilimleri retwitlemeye eğilimlidir.

Bu durumda twitinizin retwitlenmesi, böylelikle takipçi sayınızı arttırmak için iki opsiyonunuz var.

Birincisi bilgilendirici twitler, ikincisi uslubu farklı twitler.

6- Sizi takip eden kişileri takip edin: Eğer birisi sizi takip ediyorsa size değer veriyor demektir. Siz de onlara değer verdiğinizi gösterin ve onları takip edin. Eğer hedef kitleniz ki sizi takip etmektedir, sektörünüz hakkında twitler atıyorsa inceleyin, sizin de öğreneceğiniz şeyler mutlaka vardır. Sizi takip eden birisini takip etmediğinizde bir süre sonra o da sizi takip etmeyi bırakabilir.

7- Diğer sosyal medya hesaplarınızda twitter  kullanıcı adınızı görünür bir yere koyun: Twitter dışında Myspace, Linkedin, Pinterest, Facebook, Slideshare gibi platformlarda da twitter hesabınızı paylaşın,hatırlatın. Örneğin; Slideshare sunumlarınızın sonuna ‘’ beni/bizi twitter’dan takip edebilirsiniz @kullanıcıadı’’ yazabilirsiniz.

8- Popüler twitlerinizi tekrar edin: Şöyle bir geriye dönüp bakın ve ‘’engagement oranı’’ yüksek olan twitlerinizi yeniden twitleyin. Çünkü ilgi gören twitleriniz bazı kişilerin gözünden kaçmış olabilir ya da o twitten sonra çok fazla yeni takipçi kazandıysanız, yeni takipçilerin ilgisini çekebilirsiniz.



9- İndirim kuponları veya promosyon ürünleri verin: Takipçi sayınızı arttırmak için yapabileceğiniz en verimli işlerden biri de onları cezbetmek, sizi takip etmeleri için geçerli bir neden sunmak. Kim bedava bir şeyler istemez ki?

Örneğin web sitenizde zaman kısıtı koyarak şöyle bir bilgilendirme yapabilirsiniz: ‘’Bizi 20 Mart’a kadar takip edin, ………. hediyelerinden birini kazanmak için çekilişe katılmaya hak kazanın’’. Eğer sağlam bir ürününüz var ise hediye olarak ürününüzü ortaya koyabilirsiniz. Bir beyaz eşya satıcısının çamaşır makinesi vermesi gibi.

10- Takipçi avına çıkın: twitter.com/search’e girerek faaliyet gösterdiğiniz sektörün anahtar kelimesiyle arama yapın. Mesela, sosyal medya alanında faaliyet gösteriyorsanız ‘’sosyal medya’’ kelimesini search kısmına yazın ve aratın. Karşınıza çıkan sosyal medya ile ilgili twit sahiplerinin çoğu sosyal medyaya ilgi duyuyor diyebiliriz. (inceleyip,ayıklama yapabilirsiniz). Bu kişileri takip etmekten çekinmeyin veya tartışmalara katılın ya da twitlerine yanıt verin.

***Bilgi: Bu seçenek direk hedef kitlenizdeki takipçileri arttırmak için değil, takipçi sayınızı arttırmak için iyi bir yöntemdir. Çünkü bedava ürün almak isteyen ve ürününüze ilgisi olmayan çok insan da sizi takip etmeye başlayacaktır.

SosyalMedyacci'nin Notu: Şunu unutmayın; Ürününüzle direkt ilgili olan hedef kitlenizde bulunan 1000 takipçi, ürününüzle direkt ilgili olmayan, rastlantısal olarak sizi takip etmeye başlamış 10000 takipçiden daha değerlidir. 

Çünkü sadakatli ve ürününüzle ilgili takipçilerinizin twitlerinizi retwitleme ihtimali çok daha yüksektir. Bu yüzden yalnızca twitter takipçi sayısını arttırmak için olur olmadık amatör hareketlere girişmeyin ve unutmayın :

Takipçi sayısı sadrazam ise, takipçi kalitesi padişahtır.

4 Mart 2012 Pazar

Sosyal CRM Nedir? Nereye Koşuyor?

Müşteri İlişkileri Yönetimini bilmeyen birinin sosyal crm nedir sorusuna yanıt bulması da oldukça güç. Bu yüzden ilk kabulümüz müşteri ilişkileri yönetiminin online mecraya kaymak zorunda olması. Müşteri ilişkileri yönetimi de hafife alınacak bir şey değil, çünkü müşteriyi yönetmenin birçok aşaması var. Bu aşamalar;











1- Geribildirimlerin doğru alt birimler altında kategorize edilmesi
2-Geribildirimlerin analiz edilmesi
3- Olumsuz geribildirimlerin en aza indirgemek için önlemler alınması, olumluları geliştirmek için iyileştirmeler yapılması ve nötr olanların pozitife çevrilmesi.

Böyle bir sürecin en etkin şekilde gerçekleşmesi için kurumun tüm çalışanlarının ortak çabası gerekiyor, dolayısıyla tek bir birimin altından kalkabileceği bir yönetim modeli değil CRM.

CRM, tüm kurumun şapkası konumunda, en tepede, çünkü bir kurumun yaşam eğrisi müşterinin memnun edilmesiyle doğru orantılı. P&G, Mercedes, Henkel gibi şirketler müşteri memnuniyetine büyük önem veren, dolayısıyla alanlarındaki lider konumlarını yıllardır koruyan şirketler. Bunu nasıl başardıkları çok açık : İyi Ürün

Ürününüzün iyi olması, çok kaliteli veya çok uygun fiyat anlamına gelmiyor.  Fiyat-Hizmet ilişkisinin makul olması anlamına geliyor. Daha yalın bir dille, sunduğunuz ürün kesinlikle en az o fiyata değer mi? sorusuna çoğu müşterinizin evet demesi iyi bir ürününüz olduğunu gösteriyor. İyi ürüne sahip şirketlerin sosyal medyada başarılı olmaları çok daha kolay.

Nereden Çıktı Bu Sosyal CRM?

Sosyal CRM kavramının asıl çıkışı sosyal medyanın patlamasına dayanıyor. Potansiyel müşterilerin sosyal medyada hesap açmaları, forumlara katılıp paylaşım yapmaları, blogları üzerinden seslerini duyurmaları, hizmet tecrübelerini twitlemeleri, şikayet sitelerine yorum yazmaları ve bu süreçlerin şirketler tarafından kontrol edilememesi  şirketlerin online itibarlarını yönetmelerini ve potansiyel müşterileriyle Linkedin,facebook, Twitter gibi sosyal ağlarda iletişim kurmalarını zorunlu hale getirdi. 

Sosyal Medya ve internet tüm iletişim akışını değiştirdi. Önceden bir uyarıcı(radyo,tv,gazete) mesajı gönderir, müşteri rafa gider, satıcı ile görüşüp satın alma işlemi için kararını verirdi, daha sonra evde ürünü dener, tecrübesini arkadaşlarıyla ve yakın çevresiyle paylaşır, dolayısıyla viral pazarlama ya da viral pazarlamama kısıtlı yayılırdı. 

Fakat internetle birlikte sosyal medya alışkanlıkları değişti. Artık uyarıcı mesajı gönderdikten sonra müşteri rafa gitmeden ürün hakkındaki yorumları okuyor, ürünü daha önce satın alan kişilerin görüşlerini dinliyor ve rafa gidip gitmeme kararını veriyor. Ürünü satın almaya karar verip ürünü kullandıktan sonra dahi süreç bitmiyor. Kullandığı ürün hakkındaki görüşlerini internette paylaşıyor ve bu döngü devam ediyor. Dolayısıyla müşteri rafa gitmeden, yani tüketici satıcıyla buluşmadan dahi satın alma kararından vazgeçebiliyor. Bu yüzden şirketler internette müşterilerle iletişime geçip, onları etkilemenin yollarını arıyor. İşte bu süreç sosyal crm’i anlatıyor. Aşağıdaki şema Google’dan Jim Lecinski’nin ZMOT(zero moment of truth) isimli e-book’unda bulunmakta ve yukarıdaki şemayı mükemmel şekilde anlatıyor. Jim Lecinski’nin Sosyal CRM kitabı.





Sosyal CRM Nedir?

Sosyal CRM’in ne olduğuna dair birçok tanım bulunmakta, sosyalmedyacci gözüyle sosyal CRM, müşteri ilişkileri yönetiminin etkileşim ve paylaşımın olduğu online ortamlara kayması ve geleneksel CRM’in evrilmesidir.

Geleneksel CRM ve Sosyal CRM Süreçlerindeki Ayrım

Geleneksel CRM     
   
1-Gruplandırma safhası: Geribildirimlerin şikayet,övgü ve öneri diye gruplandırılması

2-İletişim safhası: Müşteri geribildirimlerine bir CRM programını kullanarak yanıt verilmesi

3-Analiz safhası: Gerilbildirimlerin analiz edilmesi ( Microsoft Dynamics CRM, SAS gibi programlar veya eldeki CRM programı kullanılır)

4-Geliştirme safhası:  Analiz edilip yorumlanan geribildirimleri kurumun kendisini geliştirmesi için hizmeti geliştirmek için kullanılması

Sosyal CRM

1-İletişim safhası: Potansiyel müşteri veya marka takipçileri ile herhangi bir sosyal medya kanalıyla iletişime geçilir. Bu aşamada müşteriler önerilerini, şikayet veya övgülerini iletirler.

2- Gruplandırma ve analiz safhası: Online mentionların sentiment analizine  göre; pozitif(övgü),negatif(şikayet) ve nötr( öneri vb.) diye gruplandırılması (twitter sentiment gibi birçok araçla yapılabilirsiniz, bu konuyla ilgili sentiment analizi hakkındaki yazıyı mutlaka okuyun)

3- Geliştirme safhası: Analiz edilip yorumlanan geribildirimleri kurumun kendisini geliştirmesi için ve hizmeti geliştirmek için kullanılması

SosyalMedyacci’nin Notu:  Sosyal CRM gelecekte şüphesiz daha fazla önem kazanacak ve rutin CRM faaliyetlerinin içine karışacak. Tıpkı online pazarlamanın geleneksel pazarlamayı sonlandırmadığı gibi, Sosyal CRM de geleneksel CRM’i sonlandırmayacak, fakat etkisi her geçen gün daha fazla hissedilecek.

Nedeni çok basit: Potansiyel müşteriler sosyal medyada… Dolayısıyla müşteri ilişkileri operasyonu real dünyayı biraz terk etmek, sanal dünyaya taşınmak zorunda.


1 Mart 2012 Perşembe

Facebook Timeline İle Hata mı Yaptı? Neye Göre, Kime Göre?

Ekonominin çok iyi veya çok kötü gittiğini düşünenler her zaman vardır. Kıraathanelerin, üniversitelilerin, aile sohbetlerinin değişmez konusudur ekonomi. Bu hükümet enflasyonu düşürdü, dolar çok yükseldi, ihracatımız arttı, insanlar fakirleşiyor… Bu liste böyle uzayıp gider. Fakat iktisatçılar bir hükümetin ekonomi politakasındaki başarıyı incelerken hep şu soruyu sorarlar: 






Kime göre, neye göre?

Uygulanan politikalar kimi kesimleri memnun ederken, kimi kesimlerde memnuniyetsizlik yaratır. Türk lirasının değer kaybetmesi, dışarıya mal satanlar için, diğer bir deyişle ihracatçılar için olumlu bir gelişmeyken, ithalatçılar için olumsuz bir gelişmedir.

Aynı şekilde hükümetlerin uyguladığı halkçı sosyal politikalar düşük gelir elde eden kesimi mutlu ederken, girişimcileri mutsuz edebilir.

Dolayısıyla ekonomide uygulanan her politikanın bir maliyeti vardır.Belli bir sınıfı memnun eden uygulamanın diğer tarafı da aynı anda ve oranda memnun etmesi neredeyse imkansızdır.

Tüm bunların Facebook’un timeline(zaman tüneli) uygulamasının başarısıyla ne alakası olduğunu soracaksınız. Çok ilgisi var. Timeline’ın başarılı olup olmadığına karar vermek için önce sormak gerekiyor. 

Kime göre başarılı,neye göre başarılı?

Müşteri açısından baktığınızda ki müşteri facebook için fb hesabı olan kişilerin tamamı demek, yani siz,ben, Aslı, Selim hepimiz müşteriyiz, genel eğilim timeline’dan memnun değil. Aşağıda sodahead.com’un timeline memnuniyetiyle ilgili 1234 kişiyle gerçekleştirilen anket sonuçları bulunuyor.  Soru şu şekilde: Facebook, timeline’a geçişi zorunlu hale getiriyor. Bundan memnun musunuz? Ankete katılanların %70’i memnun olmadığını belirtmiş. Facebook’un kendi blogu üzerinden yaptığı ankete katılanların da %27’si uygulamada hatalar olduğunu belirtmişti.

Timeline’a gelen eleştirilerin yoğunlaştığı nokta Facebook’un ‘’user friendly’’(kullanıcı dostu) olan arayüzünden vazgeçmiş olması ve gizlilik haklarının ihlali idi.

Sonuç olarak Timeline kullanıcı açısından sınıfta kaldı.

Fakat kilit soru: Bu neyi değiştirdi?

Hemen cevap verelim: Bir şeyi değiştirmedi, Facebook kullanıcı sayısını her geçen gün arttırmaya devam ediyor, çünkü sosyal ağ piyasasında birkaç büyük oyuncu var. Facebook’un sunduklarını sunabilen sosyal ağ ise neredeyse yok ve Facebook bu durumun farkında. Birkaç oyuncunun yer aldığı bir sektörde kuralları her zaman en büyük oyuncu koyar. Bunun sebebi kullanıcının o site yerine kullabileceği alternatif site sayısının az olmasıdır. 

Başka bir örnekle, Denizli’ye belirli bir güzergahtan yalnızca Pamukkale’nin otobüsleri gidiyorsa, kuralları piyasaya yeni bir oyuncu girene kadar Pamukkale belirler. Eğer Pamukkale potansiyel rakiplerini büyümeden satın alıyorsa, oyun Pamukkele’nin kurallarıyla oynanmaya devam eder.

Gowalla ve Friendfeed gibi gelecek vadeden siteleri satın alan Facebook da oyunu kendi kurallarıya oynamak istedi ve Timeline’ı piyasaya sürdü, çünkü sizin ne düşündüğünüz oligopol bir piyasada (az satıcı, çok alıcının olduğu piyasa) çok önemli değil.

Money talks… Timeline Facebook için para demek.

Facebook daha önce de reklam gelirlerini arttırmak için Beacon denen ve kişisel haklarınızı ayaklar altına alan bir sistemi devreye sokmuştu. Bu sisteme haliyle inanılmaz tepkiler geldi ve Facebook özür dileyerek Beacon’dan vazgeçtiğini duyurdu, çünkü Beacon’da sizin kontrol edebildiğiniz bir değişken yoktu.( Beacon uygulamasında, facebook ile anlaşan bazı şirketler facebook’a sizin bilgilerinizi veriyordu. Örneğin ebay’den bir bilgisayar aldıysanız, hangi bilgisayarı aldığınız, o sayfaya gelene kadar nelerle ilgilendiğiniz ebay tarafından facebook’a aktarılıyordu ve facebook bu bilgilerle kendine gelir yaratıyordu)

Beacon, mutasyona uğradı ve Timeline olarak geri döndü. FB, bu sefer ilginizi başka noktalara kaydırmak için küçük bir oyun oynadı. Geçmişiniz… Resimleriniz, paylaştıklarınız, eski duygularınız…. Hepsi ne kadar romantik değil mi? Aslında ne güzel de bir şey timeline dediğinizi duyar gibiyim.

Timeline ile birlikte artık kimse zorla bir şey yaptırmıyor(en azından şimdilik), siz kendi elinizle tüm bilgilerinizi revize ediyorsunuz. Gezdiğiniz yerler, okuduğunuz kitaplar, tattığınız yemekler,hastalıklarınız ve hayatınıza dair herşeyi güzelce size yazdırıyor… Verilerinizi topluyor,bilin bakalım ne yapıyor? Bildiniz, tamam.

Facebook’un reklamverenlerle yaptığı toplantılarda timeline’ı övüp övüp bitiremediği biliniyor. Nitekim, verilerinizi toplayan facebook,özelliklerinize uygun ve muhtemelen satın alma davranışına geçeceğiniz reklamları profilinizde gösteriyor. 

Facebook’un bu yöntemle %90’un üzerinde bir eşleştirme başarısıyla direkt hedef kitleye reklamları ulaştırdığı biliniyor. %35lerde seyreden bir ortalama için bu rakam inanılmazın ötesinde.

Facebook timeline ile daha fazla kazanıyor, kendini daha iyi pazarlıyor ve gelirini sürekli arttırıyor. Kısaca, timeline facebook için fazlasıyla başarılı.

SosyalMedyacci’nin Notu: Siz, yakın bir zamanda neredeyse 1 milyar kişiye dünyanın en ayrıntılı anketini yapacak bir kuruluşla karşılaşmış mıydınız?
1 milyar kişinin verileri, hem de tüm çıplaklığıyla. Tüm alışkanlıklarınız, sizi siz yapan herşey.

Bu gerçekten iyi para ediyor.

Facebook timeline ile hata mı yaptı? Kime göre, neye göre?