içerik pazarlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
içerik pazarlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Nisan 2012 Cuma

İçerik Pazarlama Stratejisi İçin 6 Faydalı Yöntem

İçerik Pazarlama Stratejisi 1 sene öncesine dönüp bakıldığında hakkında çok konuşulan bir konu değildi. Fakat son günlerde ardı ardına gelen açıklamalar, içerik pazarlamanın şirketlerin ömrü için ne kadar önemli olacağına dikkat çekiliyor. Hatırlarsanız Vuslat Doğan Sabancı son günlerde kendisine yöneltilen bir soruyla ilgili olarak  geleneksel medyaya değil, yeni medyaya yatırım yapmayı düşündüklerini belirtmişti.

Yeni Medyanın en büyük gücünün içerik olacağını söylemek yersiz olmaz. Fakat içerik üretmek ve bu içeriğin viral olması, yani dilden dile dolanıp dallanıp budaklanması, twit edilmesi, paylaşılması için dikkat edilmesi gerekenler var. İster bir blog yazarı olun, ister web yöneticisi olun, ister şirket olun, hedeflerinizi maliyeti düşük şekilde büyütmek için içeriğe, viral içeriğe ihtiyacınız olacak.

Peki, virale dönük içerik pazarlama stratejisi oluşturmak için nelere dikkat edilmeli?

1- Tıklanabilir Olmalı: Ürettiğiniz içerik insanlarda tıklama hevesi uyandırmadığı müddetçe istediğiniz kadar kaliteli olsun, bir değer ifade etmez. Değeri yüz milyon dolarla ifade edilen Mashable gibi sitelerde ‘’How to’’, ‘’ 5 Ways To’’, ‘’10 Steps For’’ gibi yazı başlıklarına sıkça rastlıyorsunuzdur. Bunun sebebi insanların bu başlıkları görünce psikolojik  kırılma yaşamaları, heyecanlanmaları, merak etmeleri… Birisi size bir şeyin nasıl yapılacağının formülünü veriyor, ya da birkaç adımda nasıl yapabileceğini gösteriyor. Neden tıklamayasınız ki? ‘’Tıklamak’’ insanların oturup üzerinde düşündükleri bir şey değil, diğer bir deyişle surf yaparken rastladığınız bir içeriği ‘’ya acaba tıklasam mı’’, ‘’yok yok tıklamayım’’ diye düşünmezsiniz. Karar verme süreniz anlıktır. Ya tıklarsınız ya da tıklamazsınız, her iki eylemde de düşünmezsiniz, davranışınızı akıl süzgecinden geçirmezsiniz. Bu yüzden içeriğinizin tıklanma hevesi uyandırması öncelikle içerik başlığından geçiyor. İçerik başlığında ‘’ 7 Kilit Metod’’ , ‘’ Nasıl…., ‘’Yapılır’’ gibi sözcüklere yer vermeniz o içeriğin tıklanabilirliğini arttırır. Bu tarz üç başlık seçimi dışında bir başlığa karar verecekseniz başlığınız aşırı dikkat çeken, merak uyandıran sözcükler içermelidir.

Yurtdışındaki iş ilanlarına göz attığınızda ‘’ how to ‘’ ve ‘’ 5 ways’’ makalesi yazan personel arayan şirketlere rastlayabilirsiniz.

2- Başlık Vaat Ettiğini Gerçekleştirmeli: Güzel… İnsanlar başlığınıza tıkladı ya sonra? Eğer içerik- başlık uyumu vasatsa şüpheniz olmasın kısa süre sonra terk edilirsiniz. Siz onlara bir söz verdiniz, onlara bir yol göstereceksiniz, umut verdiniz, sözünüzü tutmalısınız. Yazdıklarınız, başlığınızı teyit etmeli, insanlar yazıyı okuduklarında aldatıldıklarını hissetmemeli aksine bir fayda sağlamalılar. Yoksa, popülarite uğruna itibarınızı zedelersiniz. Örneğin; bu yazıdaki başlığa (‘’İçerik Pazarlama Stratejisi İçin 6 Kurtarıcı Yöntem’’) tıklamanız çok kolaydı. Çünkü merak edilen bir konunun formülünü maddeler halinde açıklayacaktı. Eğer vaadettiğini gerçekleştirmemiş olsaydı, muhtemelen buraya kadar gelmezdiniz.

3- İçerik Fayda Sağlamalı: Bir ürünü neden alırsınız? Cevap: Fayda sağladığı için. Bir ürün iki şekilde fayda sağlar. A) Somut olarak B) Soyut olarak.

İçeriğiniz de bir ürün aslında. İnsanlar içeriğinizden ya bir şey öğrenmeli, ya eğlenmeli ya da real hayatına adapte edebileceği birikimler elde etmelidir. Ancak bu takdirde içeriğiniz değerlidir.

4- Kolay Paylaşılabilir Olmalı: Mükemmel bir başlığınız var ve başlığınıza uyan kaliteli bir içeriğiniz var ise yolun yarısını yarıladınız demektir. Yolun diğer yarısında karşınıza çıkan en önemli faktör, fayda sağlayan içeriğin paylaşmaya teşvik etmesidir. Bunun için,her içeriğinizin sonunda sosyal paylaşım butonu bulunmalıdır, butonlar yalnızca birkaç büyük sosyal ağ oyuncusunu değil, piyasada rağbet gören 10-15 sosyal ağı kapsamalıdır. Kısaca, paylaşılabilecek her mecranın ‘’paylaş’’ butonu bulunmalıdır.

 İnsanlar bir içeriği neden paylaşır?

a) Daha önce hiç bahsedilmeyen bir konudan bahsetmişsinizdir.
b) Daha önce bahsedilen bir konuyu detaylı ve ciddi şekilde incelemişsinizdir.
c) İçeriği okuyan kişileri heyecanlandırmış, gülümsetmişsinizdir.

İşte bu üç detaydan birini sade, herkesin anlayabileceği bir dile indirgeyip, klavyenizle ifade ettiğiniz takdirde viral, paylaşılacak bir içeriği oluşturmuş olursunuz. Geriye, arkanıza yaslanıp içeriğinizin kaç kişiye ulaştığını seyretmek kalır.

5- Arama Motoruna Uygunluk: Bu madde viral bir içerik için olmazsa olmazlardan biri değil, fakat daha çok kişiye ulaşmak için Google’ın dilinden biraz anlamanız fena olmaz.

Google başlık kısmında, yazının hemen başında ve yazının sonunda anahtar kelime bulunduran içerikleri, o anahtar kelime arandığında ilk sayfalarda çıkarmayı sever. Çünkü Google, en alakalı ve kaliteli içeriği ilk sayfalarda göstermek ister ve kullanıcısını böylelikle memnun eder. Kullanıcılarını arama yaptıklarında alakasız, spam içeriklerle gereksiz bilgi bombardımanına tutmaz, en azından bunu ilk sayfalarda yapmaz.

SosyalMedyacci’nin ilk zamanlarında paylaşılan ‘’sosyal medya nedir’’ isimli makalenin Google’da ilk sayfada görüntülenmesinin sebeplerinden biri de bu.(bu faktör tek başına yeterli değil; domain yaşı, anahtar kelime – içerik uyumu, backlink, domain yaşı vb. birçok faktör de var).

Burada dikkat etmeniz gereken nokta, anahtar kelimelere odaklanarak kelime fazlalağından kaçınmak olacaktır. İlk sayfada çıkacağım diye okuyucuyu rahatsız etmemelisiniz, eğer böyle bir amaç güderseniz Google bunu da fark edecek ve sizi arka sayfalara itecektir. Çünkü, içeriğinizi tıklayan kişiler sıkılıp ‘’ne saçmalamış bu’’ diye sayfayı terk ederlerse Google şu şekilde düşünür:
Ona değer verdim, ilk sayfalarda çıkarttım, fakat insanlar tıklar tıklamaz sayfayı terk ediyorlar, beni aldattı…( burası abartı oldu, Google bu kadar duygusal değil )

6- Doğru Zamanda Doğru Mecrada Paylaşım: Bir medya gücünüz vardır, ya da müthiş bir ziyaretçi trafiğiniz vardır, içeriğinizi kendi sitenizde paylaşmanız yeterli olabilir. Fakat eliniz bu kadar güçlü değilse elinizdeki diğer seçenekler nelerdir?

1- Sosyal Medyada alakalı kişilerin Twitter hesabınızı takip etmelerini sağlamak, ya da Facebook ve diğer mecralarda alakalı kişilere kendinizi beğendirmek ve içeriğinizi bu hesaplarda yaymak

2- Özellikle B2B şirketiyseniz içeriğinizi alakalı Linkedin gruplarında paylaşmak

3-  Siteniz ya da blogunuza giden ziyaretçi sayısını arttıracak faaliyetlerde bulunmak

SosyalMedyacci’nin Notu: Viral içerik oluşturmayı herkes ister, fakat bunu bazıları başarır. Başaranlardan biri olmak istiyorsanız değerli içeriği akıllıca üretmelisiniz. Sırf ilk sıralarda görünmek ve viral olmak için alakasız içerikler sunmamalısınız.

İçerik pazarlama stratejinizi bugünden belirleyin, yarın çok geç olabilir…

21 Mart 2012 Çarşamba

İçerik Pazarlama Yeni Medyayı Neden Şekillendirecek?

Geçtiğimiz günlerde Vuslat Doğan Sabancı yeni medyanın içerik üzerine şekilleneceğini belirtti. Örnek olarak da manşetlerin okurlarla birlikte atılmaya başlanmasını gösterdi. 

Gerçek olan şu ki, medya devleri dahi artık okuyucularını içerik oluşturmaya teşvik ediyor, çünkü onlar için de rekabet üst düzeyde. Bu konuya ilişkin Hürriyet’in yazarkafe servisini örnek verebiliriz.Sistem şu şekilde işliyor: Blog sahipleri, yazdıkları içerikleri yazarkafe’ye gönderiyor , böylece günlük yüzlerce ziyaretçi alan yazarkafe servisinde içeriklerinin görüntülenmesi sağlıyorlar. Editörler, içerikleri beğendikleri takdirde Hürriyet’in web sayfasında yayınlıyor ve bir win-win durumu oluşuyor. Aynı şekilde hürriyet’in, spor sayfasında futbol maçlarının hemen ardından futbolseverlerin attıkları enteresan twitlere yer verdiği gözünüze çarpıyordur. Başka birçok medya şirketi de aynı uygulamaları yavaş yavaş yapmaya başladılar. 

Peki, okuyucudan düzenin içine girerek, aktif rol alması neden bekleniyor?

1- Medyada rekabet yükseliyor, çünkü bilgi akışı çok hızlı, haberlere anlık olarak her yerden ulaşılabiliyor. Twitter’ı monitor eden bir kişi, haber ajanslarından çok daha önce bir haber hakkında bilgiye sahip olabilir. Nitekim, Whitney Houston’ın öldüğüne dair ilk bilgiyi Twitter’da bir kullanıcı paylaşmıştı. Birçok blog, muazzam okuyucu rakamlarına ulaşmaya başladı ve açılan her blog medya devlerinin pastasından küçük bir parça koparıyor.

2- Sosyal Medya ile birlikte engagement kavramı giderek önem kazanmaya başladı. Bu yüzden medya devleri okuyucularını etkileşime davet ediyor ve onlara kendi yayınlarında aktif roller veriyorlar.

3- Bilginin ve haberlerin online mecralarda oluşması ve takip edilmesi, medya şirketlerinin işini kolaylaştırıyor, çünkü internetteki bilginin maliyeti, yazılı bilginin maliyetinden çok daha düşük. İnternetteki  stok maliyet neredeyse yalnızca hosting servisiniz, bu da fazla tutmuyor.Bu yüzden medya şirketleri de kendilerini online ve sosyal mecralara transfer ediyorlar.

4- Bilgi online ortama taşındı ve bunu bir şekilde okuyucu istedi. Tüketici, medya şirketleri için okuyucu anlamına geliyor ve düşünün ki zamanla tüm müşterileriniz online ortama taşınıyor. 

Önceden reklamlar gazete, dergi gibi yazılı basın araçları ile tüketiciye ulaşıyordu. Artık reklamlar internet sitelerinin bannerlarında, pop-uplarında, haber aralarında yer alıyor. Bu reklamların para etmesi için o sitenin değerli olması lazım. O sitenin değerli olması için de sürekli güncellenen içeriğe sahip olması lazım. Sürekli güncellenen içerik sadece demirbaş yazarlar ile olmuyor, o yüzden siz, ben, Fatma, Ali, kısaca eli klavye tutan, belli bir konu hakkında bir şeyler yazabilen herkesin emeğine ihtiyaç duyuluyor.

5- Arama motoru optimizasyonu(SEO) medya şirketlerinin ihmal edemeyeceği bir durum. İlgili haberlerin arama motorunda ilk sıralarda çıkması için haber sağlayıcılara güncel ve okuyucuyu sitede tutan içerik gerekiyor. Nitekim, Google’ın bir içeriği ilk sıralarda çıkarması, o sitenin güncelleme sıklığı, sitede geçirilen ortalama süre ve Google’da indeksli sayfa sayısı gibi faktörlere bağlı.
Bu maddelerden ortaya çıkan şu ki içerik artık para ediyor. 

Doğan Grubu, bunun farkına çoktan vardı ve mükemmel bir stratejiyle okuyucuları oyunun içine dahil etmeye başladı. Amerika ve Avrupa’da bulunan birçok internet sitesi, yazarlar ve reklamverenleri buluşturan havuzlar oluşturuyor. Reklamveren (bir şirket, haber sitesi,blog vb. olabilir), hangi konu hakkında içeriğe ihtiyacı olduğunu belirtiyor ve açık ihaleye açıyor. Siteye kaydolan yazarlar ise ilgili fiyattan içerik hazırlamak için teklifi kabul ediyorlar. SEO’ya uygun içerik(içerik pazarlaması) hazırlayan yazarlar daha fazla para kazanıyor.Textbroker sitesi bu sitelerin en ünlü örneklerinden. Türkiye’de de yakın bir gelecekte örneklerini göreceğiz.

SosyalMedyacci’nin Notu: Sonuç olarak, yeni medya düzeninin, bazılarının iddia ettiği gibi yalnızca sosyal medyadan ibaret olmadığını söyleyebiliriz. İçerik ve veri, yeni medya düzeninde söz sahibi diğer unsurlar olacak. Yeni Medya Düzenini SEO, sosyal medya, içerik ve data(veri) olarak özetleyebiliriz.
Vuslat Doğan Sabancı’nın, geçtiğimiz günlerde İzmir Ticaret Borsa’sının 120. Yıl kutlamasında yeni medya düzenine ilişkin sarfettiği sözcüklerle konuyu noktalayalım. Çünkü çok şey anlatıyor:

"Bu yeni düzende her geçen gün, ‘Eskiyi çöp tenekesine atın. Yeni bir şeyler var’ anlayışı hakim oluyor. Nedir bu yeni düzen? İzmir’in yeni kapıcıları gazeteci değiller.Televizyoncu veya radyocu da değiller. Film çekmiyorlar. Ama onlar da bu yeni medya düzeninin parçası durumundalar. Çünkü kullandıkları araç, yeni medya düzeninin altyapısıdır. Çünkü hepimiz bu ortak otoyolu kullanıyoruz. İnternet denilen devasa ana caddelerde geziniyoruz. İşte bu durum, çağımız yeni medya düzeninin birinci gerçeğini anlatıyor: Hepimiz bu yeni düzenin birer aktörüyüz" 

***Not: Vuslat Sabancı, ‘’İzmir’in yeni kapıcıları’’ ile e-kapıcı sitesini kuran kişilerin marifetli bir iş yapmalarına ve yeni bir fikri yoktan var etmelerine atıf yapıyor.

9 Aralık 2011 Cuma

2012’de Sosyal Medya: 2012 ve Sosyal Medyanın 4 Trendi

Her yıl sosyal medya hayatımızda daha fazla alanı kapsıyor. Bu uçsuz bucaksız görünen yolculukta seyahatin nasıl sonlanacağı üzerine tahminler yapıladursun, sosyal medyanın evrimine ilişkin 2012 beklentilerime değineyim.


Aslında aşağıda açıklayacağım maddeler benim beklentilerimin dışında bu dünyada sıkça konuşulan değişiklikleri içeriyor. Bizi sosyal medya’da 2012’de nelerin beklediğine göz atalım ;


1- Mobil teknolojiler : 2012 için ilk sıraya mobil teknolojileri koyuyorum. Mobil cihazların kullanım oranının tüm dünyada hızlı bir şekilde artmasına paralel olarak, 2011’de ilk amarelerini gördüğümüz ‘’sosyal medyanın mobil dünyaya transferi ‘’ olgusunu daha sıklıkla duyacağız.


Bu yazıda paylaştığım gibi Ios ve Android kendi mobil Adwordslerini yaratmaya başladılar. İnternet altyapısının hızla geliştiği ülkelerde de internete her yerden bağlanılabilmesi, GSM operatörlerinin düşük bir ücret karşılığında internete erişim sağlaması gibi faktörler sosyal medyanın mobil dünyaya transfer sürecini hızlandıracak.

2- İçerik pazarlama( Content marketing ) : Şirketler artık bir yazar gibi hareket etmek zorunda.

Potansiyel müşterilerle iletişimi arttıracak çözümler üretmek, sektör ile ilgili e-booklar yazarak online mecrada yayılmasını sağlamak, şirket bloglarını faaliyete geçirerek hizmet tanıtımı yapmak , bu içerik aktivitelerinin tamamını Facebook, Twitter ve Google+ gibi mecralarda desteklemek 2012’de sektörleri bekleyen en önemli süreçlerden… Erken davranan, doymamış pazarın nimetlerinden faydalanacak.

3-Getglue : Etkileşim yeniden boyut değiştiriyor. Getglue aslında bir buluş ve devrim sayılabilir.

Beğendiğiniz film, müzik veya kitaplara check-in yapıyorsunuz. Sizin dışınızda kimler check-in yaptıysa görebiliyor ve iletişime geçebiliyorsunuz.

Foursquare’in kullandığı ‘’rozetler’’ Getglue’da yerini stickerlara bırakmış. Beğendiğiniz her şeyi stickleyebiliyor, bu konu ile ilgili ne varsa bulabiliyorsunuz.
Android için de bir eklenti çıkarttılar. 2012’ye şüphesiz damga vuracaklar.


4-Google Plus : Googlu Plus’ın geleceği 2012’de tartışılmaya devam edecek fakat Google Plus’ın kullanıcı sayısını çok hızlı bir şekilde arttırdığı bir gerçek. Aşağıdaki grafikte Facebook,Twitter ve Google+’ın 10 milyon kullanıcıya ulaşma hızları yer alıyor.

Facebook 852, Twitter 780, Google Plus ise sadece 16 günde 10 milyon kullanıcıya ulaşmış. Bu gerçekten inanılmaz bir rakam. Piyasada her ne kadar Google çalışanlarının bile Google Plus’ı kullanmadığı konuşulsa da bu iddiaların aksine başka bir araştırmaya odaklanalım ;
29 Temmuz – 2 Ekim 2011 tarihleri arasında Bloomberg/ Yougov’un 1003 Amerikan vatandaşı denek üzerinde yaptığı online ankette, ankete katılanların %13’ü Google+ hesabının olduğunu, %9’luk kısmı ise bir sene içinde üye olmayı planladığını belirtmiş. Üye olanların %45’lik kısmı ise her gün hesaplarını kontrol ediyor.

Google’ın el attığı işlerin çoğunda büyük başarı yakaladığı gerçeğinden yola çıkarsak bu pazarı Facebook ve Twitter’a bırakmayacağını söyleyebiliriz.