‘’Will Always Love You’’ ile hafızalarımıza kazanan Whitney Houston’ın adı, bu dünyayı terk eden çoğu ünlü gibi uyuşturucu skandalına karıştı. Hafızamızı tazeleyelim;
Kurt Cobain, Amy Winehouse, Michael Jackson(uyuşturucu madde içeren hap iddiaları) ve son olarak Whitney… 2000lerden sonra hayata gözlerine yumanlardan yalnızca ‘’Aaliyah’ın ölümünün nedeni (try again) helikopter kazası olarak kayıtlara geçti.
Fakat uyuşturucu skandalları hepsi birer marka olan isimlerini hiç sarsmadı ve tamamının albüm satışları ölümlerini müteakıp tavan yaptı.
Aaliyah’ın ölümünden bir hafta önce 62 bin olan albüm satışları, ölümünden sonraki hafta %500 artarak 306 bine çıktı (Referans:Forbes.com). Whitney için de bu kader farklı olmadı. Ölümünden sonraki 24 saat içinde ‘’The Greatest Hits’’ albümü 64 bin kopya sattı. Birkaç gün içindeki toplam albüm satışı 101 bine ulaştı.(Referans:finance.yahoo.com).
‘’ I will always love you’’ şarkısı Itunes Amerika listelerinde ilk sıraya yerleşti ki Grammy ödüllerinde birçok ödül toplayan Adele için bu iyi bir haber olmayabilir. Kısaca Whitney Adele’in ensesine yapışmış durumda…
Peki saatler içindeki inanılmaz albüm satışlarının nedeni Sosyal Medya olabilir mi? Çünkü Whitney’in ölümünden itibaren sosyal medyada paylaşılan fotoğraflar, atılan tweetler, facebook iletileri, Youtube’a yüklenen videolar Whitney ile ilgili tüm duyguları geri çağırdı… Twitterdaki mention grafiği ölümünden hemen sonra( ölümü kayıtlara 11 Şubat olarak geçti) tam anlamıyla çıldırmış. 2 milyon 985 bin 310 çok fazla görmediğimiz bir rakam.(Grafik : topsy.com)
Böyle bir mention sayısının etkileşim yayılım hızlarını kestirmek imkansız. Bu yeniden duygulama rakamlarının albüm satışlarına etkisinin olduğu ise yadsınamaz bir realite…
SosyalMedyacci’nin Notu: Michael Jackson öldükten sonra ’’This is it ‘’ filminin iyi hasılar elde etmesi kafaları karıştırmıştı. Whitney’in ölümünden sonra da albüm fiyatlarının Sony tarafından yükseltildiği söyleniyor. Sony’nin marka itibarını zedeleyen bu olaylardan ötürü samimi bir açıklamaya ihtiyaç var…
Plağı 90ların başına saralım, sevdiğiniz şarkıcıların müziklerini kasetçalardan dinlediğiniz, daha CD’nin duyulmadığı seneler. Türkiye’de Bendeniz, Hakan Peker, Yonca Evcimik ve Burak Kut gibi müzisyenler revaçtayken, bir yandan da kulağımızı MJ, Pearl Jam, Madonna ve Britney’e kabarttığımız seneler.
20 senede çok şey değişti müzik sektöründe. Öncelikle CDler kasetleri ikame etti, kısa bir süre sonra Minidisc playerlar hayatımıza girdi, hani hiç tutmayan ve gelmiş geçmiş en kötü icatlar arasında yer alan müzik çalarlar. Aslında bu başarısızlığın sebebi de açıktı. Çoğu kişinin ilk defa Boomfunk Mc’sin Freestyle klibinde gördüğü MP3 playerlar, birkaç sene sonra Ipod’un pazara girmesiyle müzik piyasasını altüst edecekti. Youtube ve Dailymotion’un Mp3 çalarlar ile sağlam bir dostluk kurması, CDleri de tozlu raflara kaldırttı.
Türkiye çıkışlı fizy.org sitesi, işi bir adım ileri taşıyarak insanlara online müzik dinleme olanağı tanıdı ve muhteşem veritabanı Google’ın da dikkatini çekmiş olacak ki adı bir ara sık sık satınalma dedikodularına karışıyordu.
Son olarak Last Fm’e kafa tutan İsveçli Spotify’ın online müzik dinlemeye olanak tanıyan yazılımı tüm dünyada konuşuluyor ki bu durum Ipodların, hatta download kavramının sonunu hazırlayabilir. Peki neden?
Yeni Dünya Düzeninde internetin şeffaflık, paylaşım, etkileşim ve anında erişim kavramlarıyla kendini konumlandırdığı aşikar. Twitter,Facebook ve Youtube gibi dünyayı değiştiren Sosyal Medya kavramları başarılarıyla bunu kanıtladı ve kanıtlamaya devam ediyor.
Martin Lorentzon’un Spotifyı da bu anlamda yeni dünyayı doğru okuyor ve insanları download etmenin hantallığından kurtarak, anında erişim, paylaşım ve etkileşimle müziği cebinize sokuyor.(P.S: Spotify nedir? Spotify; İsveç menşeyli, mobil uygulamasıyla ünlenen online bir media playerdır)
Büyük bir ihtimalle Spotify’e erişim yakında Türkiyeyi de içerecek şekilde tüm ülkeleri kapsayacak ve mobil uygulamalarıyla sıçrayış yaşayan Spotify tüm dünyayı etkisi altına alacak. Çıkardığı android ve ios uygulamaıyla adından daha fazla söz ettiren Spotify , müzik piyasası hakkındaki son sözü söylecek:
‘’Artık mobil uygulamalara taşınıyoruz, mp3 çalarınızı unutun, Iphone’unuz veya Android cihazınız her şey için yeterli, hem de müziği yüklemenize gerek kalmadan…’’
SosyalMedyacci’nin Notu: Free ve Premium hesap seçenekleri olan Spotify, korsanın yüksek olduğu ülkelerde telif hakkı sahiplerine ödeyeceği ücretlerle sanatçıları da mutlu edecek. Son olarak Spotify’ın ulaştığı başarıyı aşağıdaki infograph ile inceleyelim;
400 binin üzerinde çalışanı olan bir fast-food zinciri olmanız Sosyal Medya Krizi yaşamayacağınız anlamına gelmiyor. Adı krize karışan şirket 2011’de 1.24 milyar dolar kar açıklayan McDonalds. Ufak çaplı krize neden olan tweet şu şekilde idi:
''When you make something w/pride, people can taste it.'' - McD potato supplier #McDStories
Aslında herşey McDonalds’ın güzel umutları ile başlamıştı. Twitter’da McDStories hashtagi ile şöyle bir maziye gidilecek ve McDonalds’da yaşanan güzel dakikalar hafızaları tazeleyecekti. Bu mazi tazelenirken de dikkat çekilmek istenen kişiler McDonalds ürünlerini üretenler, çiftçilerdi.
McDonalds’ın sosyal medya sorumluları bu hashtag ile insanlardan muhtemelen şu tweetleri atmalarını beklerdi:
#McDStories Annem küçükken ne zaman ağlasam beni McDonalds’a götürürdü.
Teşekkürler McDonalds…
#McDStories ilk hamburgeri senle yedim, ilk palyaçoyu sende gördüm. Seni seviyorum McDonalds…
#McDStories henüz 7 yaşındayken annemin en yakın arkadaşının kızına aşık olmuştum. Doğum günümü kutlamak için McDonalds’a gittiğimizde dayanamayıp onun nasıl öptüğümü hatırlıyorum. Anılarımsın McDonalds…
#McDStories babamdan ne zaman haftalığımı alsam, McDonalds’a gidip o müthiş Çizburgeri yerdim. Lezzetlisin McDonalds…
Bazen işler beklenildiği gibi gitmiyor… İnsanların McDonalds ile ilgili kötü tecrübeleri vardı. Kimi McDonalds mağdurları McDonalds’ın sebep olduğu obeziteden bahsederken, kimisi de McDonalds oyuncak parkında oynarken ayağına batan iğneden yakındı.
Yaşanılanlar şüphesiz küçük çaplı bir kriz olsa da, çoğu internet sitesinin büyüttüğü gibi bir çöküş veya bir ‘’fail’’ değildi. Çünkü McDonalds önlemini aldı ve büyümesi muhtemel krizi iyi yönetti.McDonalds, #McDStories hashtaginin yayınlanmasından iki saat sonra kaldırdı, yerine #meetthefarmershashtagini koydu. Hashtag kampanyasının yanlış bir yola hızla sürüklendiğini gören McDonalds’ın Sosyal Medya Müdürü Rick Wion’un öngörüleriyle aldığı bu hızlı önlem, Sosyal Medya Krizi’nin yayılmasının nasıl durdurulabileceğini göstermiş oldu. Nitekim Rick Wion’un açıklamalarına göre #McDStories o günkü 72,788 mentionun yalnızca %2’sine denk gelmişti.
SosyalMedyacci’nin Notu: Her yerde krizden beslenen kesimler var. #McDStories vakası şunu gösterdi ki en küçük açığınızı bekleyen ve pusu kurmuş onlarca yazar, binlerce tüketici var. Memnun edilemeyen müşteriler markanızı dibe çekmek için ellerinden geleni yapacaklar.
Bu küçük çaplı, mükemmel yönetilen krizden öğrenilecek tek şey;
Açık uçlu kelimeler kullanmamak. Çünkü McDStories’in içerdiği story=hikaye kelimesi farklı bir çağrışım yaptı ve insanları McDonalds ile ilgili kötü hikayelerini anlatmaya yöneltti. Mashable’ın gözüyle McDonalds vakasını izleyerek konuyu sonlandıralım:
Bir Amerikalı olan Esther Howland’ın Valentine kartlarını üretip satmasının üzerinden 200 senenin üzerinde bir süre geçti. Her senenin 14 Şubat’ında kutlanan, Valentine isimli bir din adamının ismine ithaf edilen bu bayramın dünya genelinde kutlanması da Esther Howland’ın ekonomik çıkarlarını gözeterek Valentine kartlarını pazarlamasına dayanıyor.
Sevgililer Günü’ne saatler kala NationalRetail Federation’un gerçekleştirdiği, tüketici davranış beklentilerini ölçen araştırmaya göre; 2012 yılında Sevgililer günü için 14. 6 milyar dolar tutarında bir harcama yapılması bekleniyor. Bu rakam kişi başı 126 Dolarlık bir harcamaya tekabül etmekte.
Araştırmanın dijital dünyayı ilgilendiren kısmı ise dikkat çekici. Tablet sahiplerinin yarısından fazlası, mobil cihaz sahiplerinin ise %40’lık bölümü satın alacağı ürünleri kıyaslarken ve fiyat araştırması yaparken bu cihazları kullanıyor. Ayrıca internetteki indirim kuponlarına da göz atmayı ihmal etmiyor.
Bu trend düşünüldüğünde, ekonomik anlamda Sosyal Medya’nın Sevgililer Gününe olumlu etkisi olduğunu söyleyebiliriz. İnsanlar artık şehirfırsatı gibi siteleri kullanarak sevgililer günü için bir restoranda rezervasyon ayarlıyor, indirdik.com gibi sitelerden ise sevgililer günü hediyesi alıyor. İlginç ürünler satan bunlardanistiyorum.com formatındaki siteler de partnerlerini şaşırtmak isteyen sevgilileri cezbediyor. E-ticaret hacmi Sevgililer gününün etkisiyle giderek genişliyor…
İnsanlar aşklarını tweet atarak dile getirirken, Facebook aracılığıyla sevgililer günü kartı gönderen veya sevgilisi için bir video paylaşan kişi sayısı da 14 Şubat’ta az olmayacak.
Amerikan Boşanma Avukatları Akademisi’nin yaptığı araştırma sonuçlarına göre; her ne kadar 5 boşanma sebebinden 1’i Facebook’tan kaynaklansa da Sevgililer Günü her sene olduğu gibi, bu sene de Facebook’tan kutlanmaya devam edecek.
Aşkların dijitalleşmemesi ve sosyalleşmemesi dileklerimizi belirterek Sevgililer Günü’nün erkekler için ifade ettiği anlama Sosyal Medya penceresinden bakan esprili videoya göz atalım:
SosyalMedyacci’nin Notu: Siz siz olun, sevginizi bu sene Sosyal Medyaya kurban etmeyin. Bu sefer bırakın sosyalleşmeyi… Dışarı çıkın, aşkınızı onun gözlerine bakarak söyleyin. Bu gece saatler 12’yi gösterdiğinde benim yapacağım gibi…
Twitter'ın Sosyal Medya pazarlama argümanı olarak kullanılmasının üzerinden 5 sene geçti. Bu süre içinde Twitter’ın geleneksel pazarlama yöntemlerini destekleyici etkisi de giderek arttı. En son yöntem, diğerlerinden biraz farklı, çünkü direkt olarak ‘’engagament’’ı ( sosyal medya için kullanıcıların katılımını,aktifliğini belirten kavram) arttırmaya yönelik. Diğer bir deyişle, yalnızca bir sembolün kullanılması, kampanyalarınızın daha çok kişiye ulaşmasını, tartışılmasını, retweetlenmesini sağlıyor.
İşte bu kavramın adı ‘’hashtag’’.
Hashtag Nedir, Ne İşe Yarar?
Hashtag adı verilen # işareti, tweetlenilen bir içeriği işaretlemeye yarar. Hashtag’in kullanılması için birisini takip etmenize ya da edilmenize gerek yoktur. Attığınız tweet’de bulunan bir kelimeyi başında hashtag(#) ile yazarsanız, twitter kullanıcıları o kelime ile ilgili arama yaptıklarında sizin tweetiniz ile karşılaşırlar.
Örneğin; Tweetinizde sosyalmedyacci’den bahsediyorsunuz ve
‘’ #sosyalmedyacci’yi takip etmeye başladım diye tweet atıyorsunuz.
Böylece Twitter’da arama kısmına sosyalmedyacci yazan birisi sizin tweetiniz ile karşılaşacaktır.
Bir Twitter Pazarlama Aracı Olarak Hashtag
Herhangi bir konu üzerine ilgilenen kullanıcıların o konu üzerine twitterda yaptığı aramalarda kolaylık sağlayan bir araç olarak nitelendirilen hashtag yeni yeni bir sosyal medya pazarlama aracı olarak boy göstermeye başladı. Twitter’ı bir keşif aracı olarak, adeta sosyal arama motoru gibi kullanan çok kişi var.
Twitter’da hakkında atılan tweetleri merak ettiğiniz bir kelimeyi arattığınızda karşınıza birçok paylaşım çıkıyor, aslında bu bile Twitter’da hashtaglerin neden kullanılması gerektiğinin kanıtı.
Hashtag içeren tweetinizi gören birisi bunu retweetleyebilir, böylece yayılım ve etkileşim süreci başlar. Audi de bunu çok iyi biliyor olacak ki, Audi’nin ön farlarının ne kadar güçlü olduğuna vurgu yapan reklamlarındaki son kareyi, bir hashtag’e ayırdılar. Bu hashtag’in adı #SoLongVampires.
Audi aşağıda izleyeceğiniz reklamda S7 marka modelini kullanıyor ve bu modelin farlarından çıkan ışığın gücüne dayanamayan vampirlerin bir bir imha olduğuna vurgu yapıyor.(Reklamın sonuna dikkat edin)
Topsy’nin sonuçlarına göre çok kısa bir süre içinde #SoLongVampires kelimesini içeren 6.561 tweet atılmış, bu hiç de fena bir sonuç değil.
SosyalMedyacci’nin Notu: Hashtag, geleceğin engagement aracı olarak değerlendirilebilir. Audi kanıtı da gösteriyor ki, hashtagler insanları kaynaştıran bir platform yaratmak için kullanılıyor. Çünkü pazarlamanın boyutu değişiyor, Scott Scratten’in Unmarketing (Pazarlamama) kitabına alt başlığı veren cümlesinde dediği gibi:‘’Pazarlamayı bırakın, bağ kurmaya başlayın’’.
Değişen anlayışta müşteriyle aranızdaki bağı kuracak en güzel araçlardan biri de hashtagler olabilir, kampanyalarınızı ve yeniliklerinizi hashtagler ile duyurabilirsiniz.
Twitter için trend yapmak istediğiniz kampanya sloganınızı bu kez de # ile yayın…
‘’Sosyal Medyanın şirketlerin kurumsal sosyal sorumluluk stratejilerine ve kampanyalarına yön verebileceğini düşünmek çılgınlık olmamalı. İnternet öyle bir araç ki, hiçbir ücret ödemeden bu dünya için ekstra birşeyler yapmanıza olanak tanıyor. Tabii ki şuurlu ve doğru ellerde kullanıldığında…’’
Türkiye’deki ve dünyadaki birçok şirket, kurumsal itibarını pekiştirmek için Sivil Toplum Kuruluşlarıyla elele veriyor. Nestle’nin Greenpeace ile yaşadığı krizden sonra sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliğine giderek aldığı bir dizi önlem ve Turkcell’in Türk Eğitim Vakfı ile işbirliğine giderek hayata geçirdiği ''Van için Türkiye Kumbarası’’ isimli sosyal sorumluluk projesi, kurumsal sosyal sorumluluk proje örneklerinin başında geliyor.
Şirketler bu tür projeleri bir itibar kaygısı taşımadan, dürüstçe ve samimice yapmalı. Çünkü, firmaların sınai ve ticari faaliyetlerini sürdürürken doğaya zarar vermemeleri,dolayısıyla dünya için bir maliyet yaratmamaları neredeyse imkansız. En azından çevreye verdikleri zararın etkisini telafi etmek için, şirketlerin sosyal bilinçle hareket etmeleri, beklentisizce, kaygısızca sosyal sorumluluk projelerine ‘’merhaba’’ demeleri gerekiyor. Greenpeace’in nefes verdiği ‘’seninki kaç santim’’ projesi kaygısızca hayat verilen projelerin başında geliyor.
Kurumsal şirketler için ise işin güzel tarafı, sosyal sorumluluk projelerinin win-win ile sonuçlanması. Bir yandan şirketler ve kişiler itibarını pekiştirip, beraberinde ekonomik bir kazanç elde ederken, diğer yandan yapılan yardımlar insanları mutlu ediyor. Okuyamayan çocuklar okulla tanışıyor, kimi zaman ikinci sınıf vatandaş muamelesi gören kadın sosyal hayata daha aktif katılıyor, hayvanlar barınaklara yerleştiriliyor…
Bu win-win(karşılıklı kazanma) durumunu 2009 yılında Edelman’ın 6000 tüketiciyle 10 ayrı ülkede gerçekleştirdiği, şirketlerin sosyal sorumluluk projelerine ilişkin yürüttüğü faaliyetleri tüketici gözüyle inceleyen araştırma da doğrular nitelikte. Araştırmaya göre;
Tüketicilerin yüzde 68’i win-win durumundan memnun. Tüketici kısaca ‘’ Kazanın ama yeterki bağışlayın,destekleyin’’ diye haykırıyor.
Araştırmanın diğer sonuçlarıına gelince;
-Tüketicilerin %83’ü – eğer daha iyi bir gelecek sağlayacaksa – tüketim alışkanlıklarını değiştirmeye razı.
-%82’si sosyal sorumluluk projelerine destek olmanın kendilerini iyi hissetirdiğini söylüyor.
-%65’i, sosyal sorumluluk bilinciyle hareket eden şirketlere daha çok güveniyor.(Referans:Edelman.com)
Bu araştırma 10 farklı ülkede yapıldığı için güvenilirlik oranı çok yüksek. Araştırma şunu gösteriyor ki; dünya insanı sosyal sorumluluk bilincine sahip. Tek ihtiyaçları onları harekete geçirecek, içselleştirebilecekleri sosyal sorumluluk projelerine tanık olmak ve onları projelerden haberdar etmek,bu doğrultuda atılacak adım tüketicilere en kolay yoldan, en etkili şekilde ulaşmak.
Bu noktada Sosyal Medya adeta biçilmiş kaftan… Anlık bilgi alışverişine imkan vermesi, etkisinin paylaşılarak çoğalması ve geleneksel medya araçlarına nazaran içeriklerinin daha kalıcı olması, ‘’Sosyal Medya’’ kavramına daha fazla sorumluluk ve anlam yüklüyor.
Amerikan vatandaşı ünlü oyuncu Ashton Kutcher’ın Sosyal Medya aracılığı ile ‘’sıtma’’ hastalığına savaş açarak yüzbinler değerinde yardım toplaması, Sosyal Medyanın sosyal şuur yaratmak adına ne kadar etkili bir araç olduğuna kanıt niteliği taşıyor.
Türkiye’de ise ‘’ekledestekle’’ projesi, daha güzel yarınlar için atılmış en değerli adım. Çünkü tek bir tuşla, küçük ama anlamlı bir yazılımı indirerek herşeyi değiştirebilirsiniz;
SosyalMedyacci’nin Notu : Çevresel felaketlerin küresel ısınmaya dayalı olarak arttığı, küreselleşen dünyanın bazı kesimleri giderek fakirleştirdiği, kıt kaynakların tükenmeye yüz tuttuğu günleri yaşıyoruz. Yarının, bugünden daha iyi olacağının bir garantisi yok, fakat umutlarımız olmalı.
‘’Özenç Kılıçcıoğlu’’ olarak benim yapabileceğim bu yazıyı olabildiğince çok kişiye ulaştırmak ve şirketlerin, kişilerin sosyal sorumluluğa dayalı işlerine Sosyal Medya’yı daha fazla dahil etmeleri için farkındalık yaratmak.
Siz de, yazıyı okuyan sorumlu bir birey olarak bu yazıyı elinizden geldiği kadar çok kişiyle paylaşın ve Sosyal Medyayı yalnızca ticari araç olarak kullanan ünlülere ve firmalara bir cevap verin.
‘’Ekledestekle’’ gibi anlamlı projelere destek olun, daha güzel bir gelecek için bu yazıyı paylaşın… Umuda paylaşın…
Sosyal Medya Pazarlama aktivitelerinin olmazlarsa olmazlarından biri de Twitter kampanyaları. Markalar, gün itibariyle 100 milyonun üzerinde aktif kullanıcıya sahip mikro blog sitesi Twitter’ı giderek içselleştiriyor.
Peki bugüne kadar yapılmış en iyi 4 Twitter kampanyası ne? İnceleyelim…
1- Turkcell : Daha Fazla Tweet Kampanyası
Öncelikle belirtmek gerekir ki Turkcell’in ‘’daha fazla tweet’’ isimli Twitter kampanyası yalnızca Türkiye’de değil, yurtdışında da büyük yankı uyandırdı. Bu kampanya, hala birçok Sosyal Medya bloğunda ‘’case study’’ olarak gösteriliyor.
Turkcell’in kampanya boyunca hediye olarak verdiği akıllı telefonları kazanmak için yapmanız gereken, postitlerin üzerinde yazanları tweet etmekti. Tweet ettikçe ,tweet edilen postitler kalkıyor ve en son postiti kaldıran telefonu kapatıyordu.
Kampanya boyunca yalnızca akıllı telefon değil ayrıca hediye dakikalar gibi Turkcell’in hizmetiyle direkt ilgili hediyeler de verildi.
Turkcell’in 7 gün süren kampanyası boyunca 60 bine yakın tweet atıldı.Turkcell, Twitter’da trend konular arasına girdi ve ciddi başarıya ulaştı.Peki bu kampanyayı bu kadar başarılı kılan, diğer kampanyalardan ayıran neydi?
a) Turkcell, postitlerin üzerine yazdıklarıyla oyun oynanırken dahi verdiği hizmeti tanıtmaktaydı. Verdiği hediye dakikaları bu konuya örnek verebiliriz.
b) Bu kampanyadaki amaçlardan biri de Turkcell T10 akıllı telefonunu tanıtmak olabilir. HTC, Samsung, Nokia dışında hediye verilen telefonlardan biri de Turkcell’in kendi smartphone’u idi.
c) Eğer bir smartphone tanıtmak istiyorsanız, bunun için en iyi araç Twitter, Facebook gibi sosyal ağlardır. Çünkü smartphone alacak bir kişinin Twitter hesabı olması kuvvetle muhtemel. Bu durumda hedef kitleye doğru yerden ulaşıldığını söylememiz mümkün.
Çıkarılacak ders: Bu kampanya bir şeyi açıkça gösteriyor ki tarzlarıyla fark yaratan kampanyalar artık dünyada da yankılanıyor. Bu da Sosyal Medya’nın etkisinin ne denli büyük olduğunun kanıtı.
Son olarak kampanya ile ilgili videoyu izleyelim:
2- Mercedes-Benz :Tweet Race
Tweet Race ile Sosyal Medya çok farklı bir kampanyaya şahit oldu.
Yarışma için 3 tane Mercedes takımı kuruldu. Bu takımların ulaşması gereken bir hedef vardı. Fakat küçük bir sorun da vardı. Arabaların ilerlemesi için takım isimlerinin hash tag ile mention edilmesi(#mention) gerekiyordu. Arabalar, her 4 mention için 1 mil ilerleyebiliyordu.
Razorfish isimli dijital medya ajansının Mercedes için hazırladığı Tweet Race isimli kampanyaya 30 bine yakın katılımcı katıldı, yarışma için 150 binin üzerinde tweet atıldı ve kampanya hakkındaki videoları 50 milyonun üzerinde kişi izledi.
(Referans :digitalbuzz)
Çıkarılacak ders: Mercedes’in uyguladığı Sosyal Medya politikasını farklı kılan ” takımlar kurarak rekabet psikolojisi yaratmak”. İnsanlar adeta bir futbol takımını destekler gibi bu takımları desteklediler. Siz de yapacağınız Twitter kampanyalarında yarış ve takım psikolojileri yaratarak katılımı yukarıya çekebilirsiniz.
3-Ben&Jerry : Fair Tweet(adil tweet) Kampanyası
Son iki kampanyayı sosyal sorumluluk bilinciyle hareket eden kampanyalara bırakıyorum.
Bunlardan ilki Ben&Jerry’nin Fair Tweet(Adil twit) kampanyası. Ben&Jerry, dondurma okulunu bitiren iki kafadarın kurduğu bir Amerikan dondurma şirketi. Dondurma ve donmuş yoğurt, Ben&Jerry’nin en çok sevilen ürünleri arasında yer alıyor. Çok kısa sürede başarı yakalayıp franchise ile büyüyen bu dondurma şirketinin ürün satışlarını, piyasadaki en büyük rakibi Häagen-Dazs’ın engellemeye çalıştığı konuşulmuştu.
Häagen-Dazs iddialara göre dağıtıcı firmaları yalnızca bir dondurma firmasıyla çalışmaya itmişti. Kısacası, Häagen-Dazs ürünlerini dağıtan bir distribütör, Ben&Jerry’nin ürünlerinden vazgeçmek zorundaydı.
Daha iktisadi bir dille; 1 birim Ben&Jerry’nin fırsat maliyeti 1 birim Häagen-Dazs olmuştu.
Büyük ihtimalle Ben&Jerry’nin Fair Tweet kampanyası Häagen-Dazs’a bir mesaj niteliği taşıyordu. 14 Mayıstaki ‘’Dünya Adil Ticaret günü’’ için böyle bir kampanyanın seçilmesi Ben&Jerry’nin kendilerine yapılan haksızlığı tanıtması için müthiş bir seçimdi. Bu kampanyadaki motto ise;
‘’Twitter’da her gün milyonlarca karakter kullanılamıyor . Bu durum çok adil değil. Fakat artık yapabilirsiniz.’’Yer alan boşluğa, Twitter’da 140 karakter sınırlamasına takılan cümleleri, kelimeleri yazıyorsunuz ve yazılım anlamlı olacak şekilde otomatik olarak cümleyi tamamlıyor.)
Nitekim kampanya büyük yankı uyandırdı ve Twitter’da 14 Mayıs günü en çok ilgi çeken konu oldu. Sitedeki bilgiye göre şu ana kadar 696.746 karakter girilmiş. Bir kelimenin ortalama 5 harf olduğunu varsayarsak, Fairtweets.com’a 139 binin üzerinde kelime girilmiş, bu gerçekten büyük bir başarı.
Çıkarılacak ders: Fair tweets kampanyasının başlıca 3 faydası oldu. Bunlardan ilki ve en önemlisi adil ticaret için farkındalık yaratmak ve insanların bu konuya duyarlılıklarını arttırmak. İkincisi, Ben&Jerry’nin marka bilinirliğinin tüm dünyada artması, üçüncüsü ise, Ben&Jerry=Adil şirket algısının tüketicilerin aklına işlenmesi ve bunun şirketin kurumsal itibarına muazzam katkısı.
4- Ashton Kutcher : Sıtmaya Karşı Yürütülen Kampanya
Modellikten sinemaya geçip, ‘’Kelebek Etkisi’’ filmiyle zirve yapan Ashton Kutcher, 2009 yılında internete koyduğu bir video ile CNN’e şu mesajı iletti: Eğer sizden önce 1 milyon Twitter takipçisine erişirsem, sıtmayla mücadele içinMalarian No More isimli gönüllülük projesine 10.000 adet sivrisinek ile mücadele ağı(sıtmayla mücadelede kullanılan, yatağa tutturulan tül benzeri) bağış yapacağım.
Sonuç olarak Ashton Kutcher 1 milyon takipçiyi fazlasıyla geçti. Anderson Cooper, Oprah Winfrey ve Demi Moore gibi ünlülerin verdiği destekle Twitter’da hızla yayılan bu kampanya ile Afrika’ya 90 binin üzerinde sıtma ile mücadele ağı tedarik edildi. Ashton'un yayınladığı video ;
Çıkarılacak ders: Sosyal Medya yalnızca ticari amaçlar için değil, sosyal sorumluluk projeleri için de inanılmaz bir araç.
Twitterda birçok takipçisi bulunan, bir mesajıyla etkileyebileceği kitle 100 binleri bulan ünlülerin en azından farkındalık yaratmak adına, böyle değerli çalışmalara imza atması, kendileri için de iyi bir referans olacaktır.
SosyalMedyacci'nin Notu: Twitter ile yapılan pazarlama kampanyaları tıpkı diğer Sosyal Medya kampanyaları gibi düşük maliyetle büyük kitleleri etkisi altına alıyor. Birçok başarılı örnek gösteriyor ki, önümüzdeki dönemde Sosyal Medya için ayrılan bütçenin genel pazarlama bütçesi içindeki yüzdesi giderek artacak...