13 Şubat 2012 Pazartesi

Sevgililer Günü’nün Sosyal Medya ile Sınavı

Bir Amerikalı olan Esther Howland’ın Valentine kartlarını üretip satmasının üzerinden 200 senenin üzerinde bir süre geçti. Her senenin 14 Şubat’ında kutlanan, Valentine isimli bir din adamının ismine ithaf edilen bu bayramın dünya genelinde kutlanması da Esther Howland’ın ekonomik çıkarlarını gözeterek Valentine kartlarını pazarlamasına dayanıyor.

Sevgililer Günü’ne saatler kala NationalRetail Federation’un gerçekleştirdiği, tüketici davranış beklentilerini ölçen araştırmaya göre; 2012 yılında Sevgililer günü için 14. 6 milyar dolar tutarında bir harcama yapılması bekleniyor. Bu rakam kişi başı 126 Dolarlık bir harcamaya tekabül etmekte.

Araştırmanın dijital dünyayı ilgilendiren kısmı ise dikkat çekici. Tablet sahiplerinin yarısından fazlası, mobil cihaz sahiplerinin ise %40’lık bölümü satın alacağı ürünleri kıyaslarken ve fiyat araştırması yaparken bu cihazları kullanıyor. Ayrıca internetteki indirim kuponlarına da göz atmayı ihmal etmiyor.

Bu trend düşünüldüğünde, ekonomik anlamda Sosyal Medya’nın Sevgililer Gününe olumlu etkisi olduğunu söyleyebiliriz. İnsanlar artık şehirfırsatı gibi siteleri kullanarak sevgililer günü için bir restoranda rezervasyon ayarlıyor, indirdik.com gibi sitelerden ise sevgililer günü hediyesi alıyor. İlginç ürünler satan bunlardanistiyorum.com formatındaki siteler de partnerlerini şaşırtmak isteyen sevgilileri cezbediyor. E-ticaret hacmi Sevgililer gününün etkisiyle giderek genişliyor…

İnsanlar aşklarını tweet atarak dile getirirken, Facebook aracılığıyla sevgililer günü kartı gönderen veya sevgilisi için bir video paylaşan kişi sayısı da 14 Şubat’ta az olmayacak.

Amerikan Boşanma Avukatları Akademisi’nin yaptığı araştırma sonuçlarına göre; her ne kadar 5 boşanma sebebinden 1’i Facebook’tan kaynaklansa da Sevgililer Günü her sene olduğu gibi, bu sene de Facebook’tan kutlanmaya devam edecek.

Aşkların dijitalleşmemesi ve sosyalleşmemesi dileklerimizi belirterek Sevgililer Günü’nün erkekler için ifade ettiği anlama Sosyal Medya penceresinden bakan esprili videoya göz atalım:



SosyalMedyacci’nin Notu: Siz siz olun, sevginizi bu sene Sosyal Medyaya kurban etmeyin. Bu sefer bırakın sosyalleşmeyi… Dışarı çıkın, aşkınızı onun gözlerine bakarak söyleyin. Bu gece saatler 12’yi gösterdiğinde benim yapacağım gibi…
 

11 Şubat 2012 Cumartesi

Twitter Pazarlamada Yeni Bir Model: #Hashtag

Twitter'ın Sosyal Medya pazarlama argümanı olarak kullanılmasının üzerinden 5 sene geçti. Bu süre içinde Twitter’ın geleneksel pazarlama yöntemlerini destekleyici etkisi de giderek arttı. En son yöntem, diğerlerinden biraz farklı, çünkü direkt olarak ‘’engagament’’ı ( sosyal medya için kullanıcıların katılımını,aktifliğini belirten kavram) arttırmaya yönelik. Diğer bir deyişle, yalnızca bir sembolün kullanılması, kampanyalarınızın daha çok kişiye ulaşmasını, tartışılmasını, retweetlenmesini sağlıyor.
İşte bu kavramın adı ‘’hashtag’’.


Hashtag Nedir, Ne İşe Yarar?

Hashtag adı verilen  # işareti, tweetlenilen bir içeriği işaretlemeye yarar. Hashtag’in kullanılması için birisini takip etmenize ya da edilmenize gerek yoktur.  Attığınız tweet’de bulunan bir kelimeyi başında hashtag(#) ile yazarsanız, twitter kullanıcıları o kelime ile ilgili arama yaptıklarında sizin tweetiniz ile karşılaşırlar.
Örneğin; Tweetinizde sosyalmedyacci’den bahsediyorsunuz ve
‘’ #sosyalmedyacci’yi takip etmeye başladım diye tweet atıyorsunuz.

Böylece Twitter’da arama kısmına sosyalmedyacci yazan birisi sizin tweetiniz ile karşılaşacaktır.

Bir Twitter Pazarlama Aracı Olarak Hashtag

Herhangi bir konu üzerine ilgilenen kullanıcıların o konu üzerine twitterda yaptığı aramalarda kolaylık sağlayan bir araç olarak nitelendirilen hashtag yeni yeni bir sosyal medya pazarlama aracı olarak boy göstermeye başladı. Twitter’ı bir keşif aracı olarak, adeta sosyal arama motoru gibi kullanan çok kişi var. 

Twitter’da hakkında atılan tweetleri merak ettiğiniz bir kelimeyi arattığınızda karşınıza birçok paylaşım çıkıyor, aslında bu bile Twitter’da hashtaglerin neden kullanılması gerektiğinin kanıtı. 

Hashtag içeren tweetinizi gören birisi bunu retweetleyebilir, böylece yayılım ve etkileşim süreci başlar. Audi de bunu çok iyi biliyor olacak ki, Audi’nin ön farlarının ne kadar güçlü olduğuna vurgu yapan reklamlarındaki son kareyi, bir hashtag’e ayırdılar. Bu hashtag’in adı #SoLongVampires. 

Audi aşağıda izleyeceğiniz reklamda S7 marka modelini kullanıyor ve bu modelin farlarından çıkan ışığın gücüne dayanamayan vampirlerin bir bir imha olduğuna vurgu yapıyor.(Reklamın sonuna dikkat edin)


Topsy’nin sonuçlarına göre çok kısa bir süre içinde #SoLongVampires kelimesini içeren 6.561 tweet atılmış, bu hiç de fena bir sonuç değil.

SosyalMedyacci’nin Notu: Hashtag, geleceğin engagement aracı olarak değerlendirilebilir. Audi kanıtı da gösteriyor ki, hashtagler insanları kaynaştıran bir platform yaratmak için kullanılıyor. Çünkü pazarlamanın boyutu değişiyor, Scott Scratten’in Unmarketing (Pazarlamama) kitabına alt başlığı veren cümlesinde dediği gibi:‘’Pazarlamayı bırakın, bağ kurmaya başlayın’’. 

Değişen anlayışta müşteriyle aranızdaki bağı kuracak en güzel araçlardan biri de hashtagler olabilir, kampanyalarınızı ve yeniliklerinizi hashtagler ile duyurabilirsiniz.

Twitter için trend yapmak istediğiniz kampanya sloganınızı bu kez de # ile yayın…



9 Şubat 2012 Perşembe

Sosyal Medya ve Sosyal Sorumluluk: Umuda Paylaşın

‘’Sosyal Medyanın şirketlerin kurumsal sosyal sorumluluk stratejilerine ve kampanyalarına yön verebileceğini düşünmek çılgınlık olmamalı. İnternet öyle bir araç ki, hiçbir ücret ödemeden bu dünya için ekstra birşeyler yapmanıza olanak tanıyor. Tabii ki şuurlu ve doğru ellerde kullanıldığında…’’



Türkiye’deki ve dünyadaki birçok şirket, kurumsal itibarını pekiştirmek için Sivil  Toplum Kuruluşlarıyla elele veriyor. Nestle’nin Greenpeace ile yaşadığı krizden sonra sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliğine giderek aldığı bir dizi önlem ve Turkcell’in Türk Eğitim Vakfı ile işbirliğine giderek  hayata geçirdiği ''Van için Türkiye Kumbarası’’ isimli sosyal sorumluluk projesi, kurumsal sosyal sorumluluk proje örneklerinin başında geliyor.


Şirketler bu tür projeleri bir itibar kaygısı taşımadan, dürüstçe ve samimice yapmalı. Çünkü, firmaların sınai ve ticari faaliyetlerini sürdürürken doğaya zarar vermemeleri,dolayısıyla dünya için bir maliyet yaratmamaları  neredeyse imkansız. En azından çevreye verdikleri zararın etkisini telafi etmek için, şirketlerin sosyal bilinçle hareket etmeleri, beklentisizce, kaygısızca sosyal sorumluluk projelerine ‘’merhaba’’ demeleri gerekiyor. Greenpeace’in nefes verdiği ‘’seninki kaç santim’’ projesi kaygısızca hayat verilen projelerin başında geliyor.


Kurumsal şirketler için ise işin güzel tarafı, sosyal sorumluluk projelerinin win-win ile sonuçlanması. Bir yandan şirketler ve kişiler itibarını pekiştirip, beraberinde ekonomik bir kazanç elde ederken, diğer yandan yapılan yardımlar insanları mutlu ediyor. Okuyamayan çocuklar okulla tanışıyor, kimi zaman ikinci sınıf vatandaş muamelesi gören kadın sosyal hayata daha aktif katılıyor, hayvanlar barınaklara yerleştiriliyor…


Bu win-win(karşılıklı kazanma) durumunu 2009 yılında Edelman’ın 6000 tüketiciyle 10 ayrı ülkede gerçekleştirdiği, şirketlerin sosyal sorumluluk projelerine ilişkin yürüttüğü faaliyetleri tüketici gözüyle inceleyen araştırma da doğrular nitelikte. Araştırmaya göre;


Tüketicilerin yüzde 68’i win-win durumundan memnun. Tüketici kısaca ‘’ Kazanın ama yeterki bağışlayın,destekleyin’’ diye haykırıyor.




Araştırmanın diğer sonuçlarıına gelince;


-          Tüketicilerin %83’ü  – eğer daha iyi bir gelecek sağlayacaksa – tüketim alışkanlıklarını değiştirmeye razı.
-          %82’si sosyal sorumluluk projelerine destek olmanın kendilerini iyi hissetirdiğini söylüyor.
-          %65’i, sosyal sorumluluk bilinciyle hareket eden şirketlere daha çok güveniyor.(Referans:Edelman.com)

Bu araştırma 10 farklı ülkede yapıldığı için güvenilirlik oranı çok yüksek. Araştırma şunu gösteriyor ki; dünya insanı sosyal sorumluluk bilincine sahip. Tek ihtiyaçları onları harekete geçirecek, içselleştirebilecekleri sosyal sorumluluk projelerine tanık olmak ve onları projelerden haberdar etmek,bu doğrultuda atılacak adım tüketicilere en kolay yoldan, en etkili şekilde ulaşmak.


Bu noktada Sosyal Medya adeta biçilmiş kaftan… Anlık bilgi alışverişine imkan vermesi, etkisinin paylaşılarak çoğalması ve geleneksel medya araçlarına nazaran içeriklerinin daha  kalıcı olması, ‘’Sosyal Medya’’ kavramına daha fazla sorumluluk ve anlam yüklüyor.


Amerikan vatandaşı ünlü oyuncu Ashton Kutcher’ın Sosyal Medya aracılığı ile ‘’sıtma’’ hastalığına savaş açarak yüzbinler değerinde yardım toplaması, Sosyal Medyanın sosyal şuur yaratmak adına ne kadar etkili bir araç olduğuna kanıt niteliği taşıyor.


Türkiye’de ise ‘’ekledestekle’’ projesi, daha güzel yarınlar için atılmış en değerli adım. Çünkü tek bir tuşla, küçük ama anlamlı bir yazılımı indirerek herşeyi değiştirebilirsiniz;





 SosyalMedyacci’nin Notu : Çevresel felaketlerin küresel ısınmaya dayalı olarak arttığı, küreselleşen dünyanın bazı kesimleri giderek fakirleştirdiği, kıt kaynakların tükenmeye yüz tuttuğu günleri yaşıyoruz. Yarının, bugünden daha iyi olacağının bir garantisi yok, fakat umutlarımız olmalı.


 ‘’Özenç Kılıçcıoğlu’’ olarak benim yapabileceğim bu yazıyı olabildiğince çok kişiye ulaştırmak ve şirketlerin, kişilerin sosyal sorumluluğa dayalı işlerine Sosyal Medya’yı daha fazla dahil etmeleri için farkındalık yaratmak.


Siz de, yazıyı okuyan sorumlu bir birey olarak bu yazıyı elinizden geldiği kadar çok kişiyle paylaşın ve Sosyal Medyayı yalnızca ticari araç olarak kullanan ünlülere ve firmalara bir cevap verin.

‘’Ekledestekle’’ gibi anlamlı projelere destek olun, daha güzel bir gelecek için bu yazıyı paylaşın… Umuda paylaşın


7 Şubat 2012 Salı

En iyi 4 Twitter Kampanyası ve Çıkarılacak Dersler

Sosyal Medya Pazarlama aktivitelerinin olmazlarsa olmazlarından biri de Twitter kampanyaları. Markalar, gün itibariyle 100 milyonun üzerinde aktif kullanıcıya sahip mikro blog sitesi Twitter’ı giderek içselleştiriyor.
Peki bugüne kadar yapılmış en iyi 4 Twitter kampanyası ne? İnceleyelim…

1- Turkcell : Daha Fazla Tweet Kampanyası
Öncelikle belirtmek gerekir ki Turkcell’in ‘’daha fazla tweet’’ isimli Twitter kampanyası yalnızca Türkiye’de değil, yurtdışında da  büyük yankı uyandırdı. Bu kampanya, hala birçok Sosyal Medya bloğunda ‘’case study’’ olarak gösteriliyor.

Turkcell’in kampanya boyunca hediye olarak verdiği akıllı telefonları kazanmak için yapmanız gereken, postitlerin üzerinde yazanları tweet etmekti. Tweet ettikçe ,tweet edilen postitler kalkıyor  ve en son postiti kaldıran telefonu kapatıyordu.
Kampanya boyunca yalnızca akıllı telefon değil ayrıca hediye dakikalar gibi Turkcell’in hizmetiyle direkt ilgili hediyeler de verildi.

Turkcell’in 7 gün süren kampanyası boyunca 60 bine yakın tweet atıldı.Turkcell,   Twitter’da trend konular arasına girdi ve ciddi başarıya ulaştı.Peki bu kampanyayı bu kadar başarılı kılan, diğer kampanyalardan ayıran neydi?

a) Turkcell, postitlerin üzerine yazdıklarıyla oyun oynanırken dahi verdiği hizmeti tanıtmaktaydı. Verdiği hediye dakikaları bu konuya örnek verebiliriz.

b) Bu kampanyadaki amaçlardan biri de Turkcell T10 akıllı telefonunu tanıtmak olabilir. HTC, Samsung, Nokia dışında hediye verilen telefonlardan biri de Turkcell’in kendi smartphone’u idi.
c) Eğer bir smartphone tanıtmak istiyorsanız, bunun için en iyi araç Twitter, Facebook gibi sosyal ağlardır. Çünkü smartphone alacak bir kişinin Twitter hesabı olması kuvvetle muhtemel. Bu durumda hedef kitleye doğru yerden ulaşıldığını söylememiz mümkün.
Çıkarılacak ders: Bu kampanya bir şeyi açıkça gösteriyor ki tarzlarıyla fark yaratan kampanyalar artık dünyada da yankılanıyor. Bu da Sosyal Medya’nın etkisinin ne denli büyük olduğunun kanıtı.
Son olarak kampanya ile ilgili videoyu izleyelim:

2- Mercedes-Benz :Tweet Race
Tweet Race ile Sosyal Medya çok farklı bir kampanyaya şahit oldu.

Yarışma için 3 tane Mercedes takımı kuruldu. Bu takımların ulaşması gereken bir hedef vardı. Fakat küçük bir sorun da vardı. Arabaların ilerlemesi için takım isimlerinin hash tag ile mention edilmesi(#mention) gerekiyordu. Arabalar, her 4 mention için 1 mil ilerleyebiliyordu.

Razorfish isimli dijital medya ajansının Mercedes için hazırladığı Tweet Race isimli kampanyaya 30 bine yakın katılımcı katıldı, yarışma için 150 binin üzerinde tweet atıldı ve kampanya hakkındaki videoları 50 milyonun üzerinde kişi izledi.
(Referans :digitalbuzz)

Çıkarılacak ders: Mercedes’in uyguladığı Sosyal Medya politikasını farklı kılan ” takımlar kurarak rekabet psikolojisi yaratmak”. İnsanlar adeta bir futbol takımını destekler gibi bu takımları desteklediler. Siz de yapacağınız Twitter kampanyalarında yarış ve takım psikolojileri yaratarak katılımı yukarıya çekebilirsiniz.

3- Ben&Jerry : Fair Tweet(adil tweet) Kampanyası

Son iki kampanyayı sosyal sorumluluk bilinciyle hareket eden kampanyalara bırakıyorum.

Bunlardan ilki Ben&Jerry’nin Fair Tweet(Adil twit) kampanyası. Ben&Jerry, dondurma okulunu bitiren iki kafadarın kurduğu bir Amerikan dondurma şirketi. Dondurma ve donmuş yoğurt, Ben&Jerry’nin en çok sevilen ürünleri arasında yer alıyor. Çok kısa sürede başarı yakalayıp franchise ile büyüyen bu dondurma şirketinin ürün satışlarını, piyasadaki en büyük rakibi Häagen-Dazs’ın engellemeye çalıştığı konuşulmuştu.

Häagen-Dazs iddialara göre dağıtıcı firmaları yalnızca bir dondurma firmasıyla çalışmaya itmişti. Kısacası, Häagen-Dazs ürünlerini dağıtan bir distribütör, Ben&Jerry’nin ürünlerinden vazgeçmek zorundaydı.

Daha iktisadi bir dille; 1 birim Ben&Jerry’nin fırsat maliyeti 1 birim Häagen-Dazs olmuştu.

Büyük ihtimalle Ben&Jerry’nin Fair Tweet kampanyası Häagen-Dazs’a bir mesaj niteliği taşıyordu. 14 Mayıstaki ‘’Dünya Adil Ticaret günü’’ için böyle bir kampanyanın seçilmesi Ben&Jerry’nin kendilerine yapılan haksızlığı tanıtması için müthiş bir seçimdi. Bu kampanyadaki motto ise;

‘’Twitter’da her gün milyonlarca karakter kullanılamıyor . Bu durum çok adil değil. Fakat artık yapabilirsiniz.’’ Yer alan boşluğa, Twitter’da 140 karakter sınırlamasına takılan cümleleri, kelimeleri yazıyorsunuz ve yazılım anlamlı olacak şekilde otomatik olarak cümleyi tamamlıyor.)

Nitekim kampanya büyük yankı uyandırdı ve Twitter’da 14 Mayıs günü en çok ilgi çeken konu oldu. Sitedeki bilgiye göre şu ana kadar 696.746 karakter girilmiş. Bir kelimenin ortalama 5 harf olduğunu varsayarsak, Fairtweets.com’a 139 binin üzerinde kelime girilmiş, bu gerçekten büyük bir başarı.


Çıkarılacak ders: Fair tweets kampanyasının başlıca 3 faydası oldu. Bunlardan ilki ve en önemlisi adil ticaret için farkındalık yaratmak ve insanların bu konuya duyarlılıklarını arttırmak. İkincisi, Ben&Jerry’nin marka bilinirliğinin tüm dünyada artması, üçüncüsü ise, Ben&Jerry=Adil şirket algısının tüketicilerin aklına işlenmesi ve bunun şirketin kurumsal itibarına muazzam katkısı.


4- Ashton Kutcher : Sıtmaya Karşı Yürütülen Kampanya

Modellikten sinemaya geçip, ‘’Kelebek Etkisi’’ filmiyle zirve yapan Ashton Kutcher, 2009 yılında internete koyduğu bir video ile CNN’e şu mesajı iletti: Eğer sizden önce 1 milyon Twitter takipçisine erişirsem, sıtmayla mücadele için Malarian No More isimli gönüllülük projesine 10.000 adet sivrisinek ile mücadele ağı(sıtmayla mücadelede kullanılan, yatağa tutturulan tül benzeri) bağış yapacağım.


Sonuç olarak Ashton Kutcher 1 milyon takipçiyi fazlasıyla geçti. Anderson Cooper, Oprah Winfrey ve Demi Moore gibi ünlülerin verdiği destekle Twitter’da hızla yayılan bu kampanya ile Afrika’ya 90 binin üzerinde sıtma ile mücadele ağı tedarik edildi. Ashton'un yayınladığı video ;


Çıkarılacak ders: Sosyal Medya yalnızca ticari amaçlar için değil, sosyal sorumluluk projeleri için de inanılmaz bir araç.

Twitterda birçok takipçisi bulunan, bir mesajıyla etkileyebileceği kitle 100 binleri bulan ünlülerin en azından farkındalık yaratmak adına, böyle değerli çalışmalara imza atması, kendileri için de iyi bir referans olacaktır.

SosyalMedyacci'nin Notu:  Twitter ile yapılan pazarlama kampanyaları tıpkı diğer Sosyal Medya kampanyaları gibi düşük maliyetle büyük kitleleri etkisi altına alıyor. Birçok başarılı örnek gösteriyor ki, önümüzdeki dönemde Sosyal Medya için ayrılan bütçenin genel pazarlama bütçesi içindeki yüzdesi giderek artacak...

5 Şubat 2012 Pazar

Foursquare Nedir ve Nasıl Kullanılır?

Foursquare, mobil cihazlardaki GPS teknolojisinden faydalanan, kullanıcıların bulundukları ortamda check-in yapmasına olanak sağlayan ve çeşitli ödül sistemleriyle katılımı arttırmayı hedefleyen mobil bir sosyal ağ hizmeti.

Foursquare mobil cihaz kullanıcılarını hedefliyor, çünkü gittiğiniz restoran, gece klubü, kafe ve eğlence merkezlerinde check-in yapabilmeniz için smartphone gibi internet erişimi olan mobil bir cihaza ihtiyacınız var.


Bu konuda da gayet başarılılar. 2011 Haziran itbariyle Foursquare, sisteme kayıtlı 10 milyon kullanıcısı olduğunu açıkladı. 2010 yılında bir önceki seneye göre %3400 büyüme gerçekleştiren Foursquare’i, bu sene TechCrunch da boş geçmedi ve 2011 yılında En iyi Konum Hizmeti sunan şirket olarak ödüllendirdi. 

Foursquare’de ne ne anlama geliyor, Foursquare nasıl kullanılır inceleyelim :

Friends(Arkadaşlar): Arkadaş olarak Foursquare listenize eklediğiniz kişilerin check-in durumlarını görürsünüz.

Explore(Keşfet): Explore’a tıkladığınızda recommended(önerilenler) ve Trending diye seçenekler karşınıza çıkıyor. GPS’in konumunuzu algılaması sonucunda Foursquare size çeşitli mekanları öneriyor ve size yakın olan yerlere check-in yapabiliyorsunuz. Size yakın olan yerleri mekanın özelliğine göre   aratabiliyorsunuz.Restoranlar, kafeler, gece klupleri,dükkanlar,açık hava mekanları…

Lists(Listeler):  To do list(yapılacaklar listesi) ve Suggested list( önerilen yerlerin listesi) olmak üzere iki kısım içeriyor. To do list kısmına kafanıza koyup gitmeyi düşündüğünüz mekanları ekliyorsunuz. Suggested list ise diğer Foursquare kullanıcılarının önerdikleri mekanları içeriyor.

Me(Kendim): Burada aslında Mayor(Başkan) ve Badge(rozet ya da nişan) kavramlarından bahsetmek gerek. Bir mekanın mayoru( başkanı) olmak için o mekana son 60 gün içinde en çok check-in yapan kişi olmanız gerekiyor. Badge ise yaptığınız etkinliklere göre girdiğiniz sınıfı temsil ediyor.

Örneğin; ilk defa check-in yapan birisi Newbie(çaylak),10’dan fazla check-in yapan birisi Adventurer(maceracı) oluyor ve bu liste bu şekilde uzuyor. Çok fazla badge çeşidi bulunmakta. Burayı tıklayarak detaylı listeyi görebilirsiniz.

SosyalMedyacci’nin Notu: Türkiye’de Garanti Bankası dışında örneklerini çok göremesek de özellikle Amerika’da sosyal medya kampanyalarına Foursquare’i dahil eden birçok şirket var. Bu şirketler, belli günlerde mekanın mayoru(başkanı) olan kullanıcılara ücretsiz pizza, kahve gibi ürünler veriyor. Ya da check-in yapan kullanıcılara anlık indirimler veriliyor. Foursquare’in Türkiye’de kullanıcı sayısını arttırmasıyla, şirketler  sosyal medya kampanyalarına Foursquare’i eklemek zorunda kalacaklar…


4 Şubat 2012 Cumartesi

Sosyal Medyanın Geleceğini Soruyorsanız...

Sosyal Medya’nın geleceğini tartışmadan önce, şimdiden açığa çıkan bazı şeyleri belirtmekte fayda var. Markalar artık şeffaflaşmak zorunda ve nitekim öyle oluyor.

Online mecralarda markanızı yönetemezseniz, müşterileriniz sizi yönetecektir.

Tüketicilerin büyük bölümü artık bilinçlendi, bir ürünü veya hizmeti almadan önce internette fiyat taraması yapıyor, karşılaştırıyor, ürünü daha önce alanların yorumlarını okuyor , ölçüyor, biçiyor ve nihayetinde satın alma kararını veriyor. 
Ardından kullandığı ürün ya da deneyimlediği hizmet ile ilgili tecrübelerini Facebook’ta, Twitter’da, forumlarda, kimi zaman da şikayet sitelerinde paylaşıyor.

İşte bu noktada Sosyal Medya etkisini daha şiddetli hissettiriyor, çünkü Sosyal Medya için ‘’paylaşım’’ su demek, yaşam kaynağı demek. Paylaşım, akabinde gelen etkileşim, yeniden paylaşım, sınırı çizilemeyen, sürekli yayılan bir etki ve tepki döngüsü.

Diğer yandan,tüketicinin bilinçlenmesiyle markalar da bilinçleniyor, firmalar  kendileri hakkında dolaşan dedikodulara kulak tıkayamıyor. Takip araçlarının yardımıyla Sosyal Medyada haklarında söylenenleri izliyor, müşteri algısını yönetmenin yollarını arıyor. Bu geribildirimlerden ders çıkartıp, hizmetlerini geliştiren, adaptasyon hızı müthiş markalar bulunduğu kadar, geribildirimlere hatalı tepkiler gösterip kurumsal itibarını zedeleyenler de.

Dünyanın gittiği yer açık. Serbestleşen ekonomiler, para birlikleri, sürekli artan ticaret hacmi, yaratılan tüketim toplumları, artan rekabetle birlikte gelen maliyet kısma baskısı. Bir yandan da sürekli daha fazlasını talep eden, ince eleyip sık dokuyan, talepkar tüketici. Müşteri sadakati, memnuniyeti ve sürdürülebilirliğinin artık hayati öneme sahip olduğu küresel ekonomi.

Potansiyel alıcıların sosyal ağlara kaydığını gözlemleyen şirketler de mağazalarını sosyalleştiriyor.

Livescribe Smart pens, Diandc Shoes  gibi markalar çoktan Facebook mağazalarını açtılar ve ürün satışı yapıyorlar. Aynı zamanda bu ürünleri ‘’like’’ edebiliyorsunuz. Son olarak Denizbank bir Facebook şubesi açtı ve Facebook üzerinden parasal işlemlere olanak tanıyor.

Sosyal Medyanın Geleceği?

Sosyal Medyanın ömrünün kısa olduğunu, çoğu şirket için gelip geçici bir sevda olduğunu, hatta işi bir adım ileri götürüp bu işin danışmanlarının, uzmanlarının?, stratejistlerinin yakın bir zaman da işsiz kalacağını savunanlar var. Bu görüşler aslında Sosyal Medyanın ne olduğunu tam olarak kavrayamayan, eski literatürden ilham alan, gelenekselci, gelişime açık olmayan kişilere ait.

Savundukları görüşün temel dayanağı, Twitter ve Facebook’un ömrünün uzun olmadığı, tıpkı myspace, hi5 gibi.

Aynı kişiler neden şunu düşünemiyor? Evet, Facebook ve Twitter, hatta Youtube belki yakın gelecekte olmayacak, fakat onların yerini  belki Acebook,  belki Fritter gibi sosyal siteler alacak.

Sosyal Medya hiçbir zaman ölmeyecek.

Sosyal Medya 10 sene sonra nerede diye bana soruyorsanız;

ŞİRKET VE KURUM PORTALLARI derim. Bilginin,ürünlerin, hizmetin, müşteri ilişkilerinin, müşteri beğeni ve negatif yorumlarının bulunduğu, müşterilerin sordukları sorulara çok kısa sürede yanıt aldıkları portallar.

Mal ve hizmetlerin sosyal mağazalar yoluyla satıldığı,bilgiye ulaşabilirliğin daha da artması, şirket ve müşterilerin aşırı şeffaflaşmasından ötürü, özel bir pazarlama çalışmasına gerek kalmadan ürünlerin satılabildiği veya satılamadığı sosyal şirket portalları. Sürekli müşteri odaklı çalışmak zorunda kalan firmalar…

Yani müşterinin firmaları yönettiği, üretim kararlarına direkt etki ettiği yeni düzen. Belki de liberalizmin doruk noktasına ulaşacağı bu düzen kendi içinde bir çelişkiyi de barındırıp, kendi sonunu hazırlayacak.

Kökeni klasik ekonomik görüşe dayanan liberalizmin birçok savunusu her arzın kendi talebini yarattığını söyler. Bu şu demek: Eğer bir firma ya da devlet bir malı piyasaya sürerse, ona otomatik olarak bir talep doğar.

Fakat yeni sosyal düzende talep arzı etkileyecek ve üretim kararlarını tüketici talepleri belirleyecek.

SosyalMedyacci’nin Notu: Sosyal Medya işte bu kadar büyük bir değişim, bazıları henüz kabul etmese de...


2 Şubat 2012 Perşembe

Sentiment Analizi Sosyal Medyada Ne Derece Mümkün?

Sentiment analizi ‘’veri madenciliğinden düşünce madenciliğine geçiş’’ olarak tanımlanabilir.

Bir CRM programında müşteri geribildirimleri  başlıca; şikayat, öneri ve övgü   olarak gruplandırılır. Bu programdan istatistiki veriler alınırken geribildirimler alt gruplarına ve sayılarına göre ayrıştırılır. İstatistiki bir veri alınabilmesi ve bu verilerin tahlili için,CRM programındaki geribildirimlere yanıt veren kullanıcıların gelen feedbackleri uygun grup altında(öneri,şikayet,öneri, övgü) dikkatli şekilde kaydetmeleri gerekir.


Sentiment analizi ise bu CRM operasyonun, teknolojik ve teknik yazılım altyapısıyla düşünce okuma biçiminde ortaya çıkışıdır. Yalın bir dille Sentiment analizi; online mecralarda hakkınızda geçen ögeleri, olumlu, negativ veya pozitif diye gruplamaya yarar. Sentiment analizi = Düşünce tahlili.

Twitter Sentiment, Radian6, Sysomos, Socialmention, Alterian, Brandwatch gibi sosyal medya izleme araçları sentiment analizi yapabilirler. Fakat bu araçlar İngilizce odaklıdır. Düşünce tahlilin olabilmesi için sentiment yazılımının bir insan gibi hareket etmesi gerekir. Bunun için de programlara çeşitli olumlu ve olumsuz kelimeler, kelime yapıları tanımlanır.

Sentiment Analizi Mümkün Mü?

Ne yazık ki bu programlardan alınacak sentiment analiz sonuçları tartışmalı. Örneğin, aşağıda Socialmentionda yapılmış Adolf Hitler taraması var ve sonuça göre; Hitler hakkında 136 pozitif, 29 negativ, 538 ise nötr kanı var. 136 yorumun pozitif olduğunu varsaysak dahi nötr diye tanımlanılan cümleler incelendiğinde aslında çoğunun nötr olmadığı da anlaşılıyor.
















Türkçe dili için Sentiment analizini düşündüğünüzde hal biraz daha karmaşıklaşıyor. Çünkü Türkçe sonradan eklemeli bir dil. Aşağıdaki cümleleri inceleyelim ;


1- Ben X markasını bazen raflarda bulamayabiliyorum.
2- Y markası temizliğe biraz daha özen göstermeli.                       
3- Aslında Z markasının ürünlerini de beğenmiyorum değil.

Listeyi uzatmak mümkün…Elbette sosyal medya takip araçları çeşitli algoritmalarla hata paylarını temizlemeye çalışıyorlar, fakat durum hala çok tartışmalı. Kaldı ki birden fazla araç kullandığınızda her biri farklı sonuçlar veriyor…

Türk markaları için Sentiment analizinden yola çıkarak marka politikalarına yön vermek hala son derece tehlikeli. Markanızı online ortamda takip edecek, ölçecek, biçecek bir ‘’İNSAN’’ hala gerekli.
Sentiment analizinden daha sağlıklı sonuçlar alabilmek için istatistik uzmanlarıyla çalışmalı, çeşitli deneme yanılma yöntemleriyle muhtemel hata payları ortaya çıkartılmalı ve denklemler kurulmalı. Social CRM’in tüm altbaşlıkları düşünüldüğünde Sentiment analizi güvenilirlik bakımından son sırada geliyor…

SosyalMedyacci’nin Notu: Şirketiniz için bir sosyal medya takip aracı satın alacaksanız veya bu iş için bir şirketle anlaşacaksanız; satın alma ve araştırma sürecine yazılımcılarınızı, programcılarınızı, hatta istatistikçilerinizi sokun. Bu analizin hangi altyapı ve hangi kodlarla yapılacağını inceleyin.

Deneme sürecinde tüm programların deneme sürümünü talep edin, gerçekte olmayan hayal ürünü bir marka yaratarak, Twitter’da, bloglarda ve forumlarda bu markayla ilgili 100-200 tane cümle yazın. 100 cümle yazdığınız varsayımı altında;

50’si olumlu, 25’i olumsuz, 25’i nötr olsun. Daha sonra yarattığınız fake markayı deneme sürüm izleme araçlarıyla aratın, gelen sonuçları inceleyin. %50 pozitif, %25 negatif, %25 nötr sonucunu teyit ediyor mu veya doğru sonuca ne kadar yaklaşıyor. İstatistiki anlamlılık elde edebiliyor musunuz? Cevabınız hayırsa, bir kez daha düşünün…